Büyük Devletlerin Gözünde Erzurum
Birinci Dünya Savaşı'nın hemen öncesinde Erzurum'un bulunduğu coğrafya son derece hareketliydi. Rusya'nın Kafkasya'daki varlığı, Osmanlı-Rus rekabeti, İran'a uzanan yollar, Karadeniz bağlantıları ve Mezopotamya'ya doğru uzanan ulaşım güzergâhları şehrin stratejik önemini artırıyordu. Bunun üzerine doğal kaynak ihtimali eklendiğinde Erzurum'un önemi daha da farklı bir boyut kazanıyordu. Bir şehir düşünün: Kafkasya'ya açılan kapı, İran'a giden yolların üzerinde, Mezopotamya'ya uzanan coğrafyanın kuzeyinde önemli bir Osmanlı vilayet merkezi. Ve çevresinde maden ve petrol emareleri bulunan geniş bir arazi. Böyle bir coğrafyanın büyük devletlerin dikkatinden tamamen uzak kalması zaten beklenemezdi. Bu nedenle 1913-1914 tarihli Amerikan heyeti belgesini, Erzurum'un uluslararası öneminin yalnızca askerî boyutuyla sınırlı olmadığını gösteren yeni bir tarihî veri olarak değerlendirmek mümkündür.
1898'den 1913'e Uzanan Yol
Bu kitabın şimdiye kadar ele aldığımız iki önemli belgesi arasında yaklaşık on beş yıllık bir zaman bulunmaktadır. 1898 tarihli belge bize Osmanlı Devleti'nin Erzurum'daki petrol ve neft madenlerini işletme amacıyla imtiyaz süreci yürüttüğünü gösteriyordu. 1913-1914 tarihli belge ise Amerikan heyetinin Erzurum'a geldiğini ve Osmanlı makamlarının heyetin çalışmalarına kolaylık sağladığını ortaya koyuyor. İki belge arasında doğrudan bir bağlantı kurmak için henüz yeterli bilgiye sahip değiliz. İkisini aynı tarihsel çerçevede değerlendirdiğimizde Erzurum'un 19. yüzyılın sonundan 20. yüzyılın başına kadar yabancı araştırmacıların ve devletlerin ilgisini çeken bir coğrafya olduğu görülüyor. Bu ilginin nedenleri farklı olabilir.
Madenler...
Jeoloji...
Ticaret...
Ulaşım...
Askerî strateji...
Diplomasi...
Doğal kaynaklar...
Bunların tamamı Erzurum'un tarihî öneminin farklı katmanlarını oluşturuyordu.
Petrol Haritasında Yeni Bir İşaret
1898 tarihli Pülk belgesi, bize belirli bir petrol sahasını göstermişti. 1913-1914 tarihli Amerikan heyeti belgesi ise bize daha geniş bir araştırma alanı açıyor. Artık yalnızca Pülk'ü değil, Erzurum'un tamamını yeniden düşünmek gerekiyor.
Amerikan heyeti hangi bölgelerde bulundu?
Rus araştırmacılar hangi alanları inceledi?
Fransız uzmanlar hangi raporları hazırladı?
Osmanlı mühendisleri hangi bölgelerde çalışma yaptı?
Bütün bu araştırmalar aynı jeolojik yapının farklı parçalarını mı inceliyordu?
Ve daha önemlisi, dönemin uzmanları Erzurum ile Musul arasındaki jeolojik ilişki hakkında herhangi bir değerlendirme yaptılar mı? Bu soruların cevapları bulunabilirse, Erzurum'un petrol tarihini yalnızca birkaç kuyudan ibaret bir yerel tarih olmaktan çıkarıp daha geniş bir bölgesel enerji tarihi içerisinde değerlendirmek mümkün olacaktır.
Belgenin Sessizliği
Arşiv belgelerinin bazen en dikkat çekici tarafı söyledikleri değil, söylemedikleridir. 1913-1914 tarihli belgede Amerikan heyetine kolaylık sağlanması istenmektedir. Heyetin yaptığı çalışmanın sonucu aynı belgede anlatılmamaktadır. Bu sessizlik araştırmacı için bir eksiklik olduğu kadar bir fırsattır. Başka bir belgede devamı bulunabilir. Bir sonraki yazışmada heyetin adı geçebilir. Bir vilayet raporunda yaptıkları çalışmalar anlatılmış olabilir. Amerikan arşivlerinde heyetin Erzurum seyahatine ilişkin bir rapor bulunabilir. Bir gazete haberi ziyaretin ayrıntılarını vermiş olabilir.
Hatta heyetin hazırladığı teknik rapor, bugün Amerika'daki bir üniversitenin veya devlet arşivinin raflarında bulunuyor olabilir. Bu nedenle bir belgeyi bulmak, araştırmanın bitmesi değil, yeni bir belge arama sürecinin başlamasıdır.
Erzurum'un Görünmeyen Uluslararası Tarihi
Erzurum'un tarihini anlatan eserlerde savaşlar, işgaller, kongreler ve siyasî olaylar geniş yer tutar. Oysa şehrin uluslararası tarihi bundan çok daha geniştir.
Yabancı konsoloslar...
Seyyahlar...
Mühendisler...
Jeologlar...
Misyonerler...
Tüccarlar...
Diplomatlar...
Bilim insanları...
Ve çeşitli devletlerin araştırma heyetleri...
Bütün bu insanların Erzurum'a gelişleri, şehrin dünya ile kurduğu ilişkilerin farklı parçalarını oluşturur. Amerikan heyeti de bu büyük tablonun parçalarından biridir. Bu nedenle 1913-1914 tarihli belge, tek başına petrol keşfinin kanıtı olarak değil; Erzurum'un Birinci Dünya Savaşı öncesinde uluslararası araştırma ve diplomasi ağlarının içerisinde bulunduğunu gösteren bir arşiv vesikası olarak değerlendirilmelidir. Bu vesikanın petrol araştırmaları açısından da araştırılması gerekir. Aynı dönemde dünya enerji düzeni hızla değişmekteydi. Ve Erzurum, Musul ile Kafkasya arasında uzanan geniş coğrafyanın önemli merkezlerinden biriydi.
Yeni Bir Soru
Şimdi elimizde üç farklı tarihî dönemden gelen üç ayrı işaret bulunuyor:
1898: Osmanlı Devleti Erzurum'daki petrol ve neft madenlerinin işletilmesi için imtiyaz süreci yürütüyor.
1913-1914: Amerika Birleşik Devletleri'nden gelen bir heyetin Erzurum'daki faaliyetleri için Osmanlı makamlarınca kolaylık sağlanıyor.
1932: Türk mühendislerinin petrol araştırmalarına ilişkin bilgiler uluslararası basına ve diplomatik yazışmalara yansıyor.
Bu üç tarih arasında henüz keşfedilmesi gereken çok sayıda belge bulunuyor. Belki aralarında doğrudan bir bağ kurulacak. Belki farklı araştırma faaliyetleri olduğu anlaşılacak. Belki de Erzurum'un petrol tarihi sandığımızdan çok daha geniş bir uluslararası araştırma ağının parçası olarak ortaya çıkacak. Şimdilik bildiğimiz şey şudur: Erzurum, 20. yüzyılın başına gelindiğinde yalnızca Osmanlı Devleti'nin doğusundaki stratejik bir şehir değildi. Aynı zamanda yabancı devletlerin, araştırmacıların ve uzmanların dikkatini çeken bir coğrafyaydı. Amerikan heyetine ilişkin 1913-1914 tarihli belge, bu gerçeğin arşivdeki sessiz tanıklarından biridir. Ve şimdi sorulması gereken soru daha da büyüyor:
Amerika, Rusya, Fransa ve diğer devletlerin Erzurum'a yönelik ilgisinin arkasında hangi bilgiler vardı?
Belki cevap, başka bir arşiv rafında bizi bekliyor.
Belki bir mühendislik raporunda...
Belki eski bir haritada...
Belki bir konsolosluk yazışmasında...
Belki de Erzurum'un unutulmuş bir köyünde, yıllardır toprağın altında duran eski bir petrol kuyusunun izinde...
Araştırmanın bundan sonraki durağı tam da burası olacaktır.


