ERZURUM’UN GİLİ ENERJİ TARİHİ-6 SULTAN ABDÜLHAMİD’İN ERZURUM PETROLÜ DOSYASI

Yayınlanma : 15 Ekim 2026 14:09

Birinci bölümde Cumhuriyet'in ilk yıllarına, 1930'lu yıllara ve Erzurum'un petrol kaynaklarıyla ilgili diplomatik yazışmalara uzanan belgelerin izini sürdük. Erzurum'un petrol hikâyesi Cumhuriyet'le başlamıyordu. Bu hikâyenin izlerini Osmanlı Devleti'nin son dönemlerine kadar götürmek mümkündü. Arşivlerde karşılaşılan 1898 tarihli bir belge, Erzurum'un petrol ve neft kaynaklarının bundan yaklaşık bir asırdan fazla süre önce devletin dikkatini çektiğini ortaya koyuyor. Belge yalnızca Erzurum'da petrol bulunduğuna dair bir kayıt olması bakımından değil, bu kaynakların işletilmesi için devlet tarafından imtiyaz sürecinin başlatılmış olması bakımından da önem taşıyor. Belgenin tarihi Hicri 24 Rebîülâhir 1316'dır ve Miladi takvimde 1898 yılına karşılık gelmektedir. Belgede geçen ifade oldukça dikkat çekicidir: “Erzurum dâhilinde zuhur eden petrol ve neft madenleri imtiyazının Ahmed Celaleddin Paşa'ya ihalesine dair.” Bugünün okuyucusu için birkaç satırlık bu ifade, aslında dönemin ekonomik ve siyasî dünyasına açılan önemli bir kapıdır. Burada yalnızca yer altında bulunan bir kaynaktan söz edilmemektedir. Bir maden vardır. Bu maden devlet tarafından bilinmektedir. Bu madenin işletilmesi düşünülmektedir. Bunun için bir imtiyaz mekanizması devreye sokulmuştur. Ve dosyanın merkezinde, Sultan II. Abdülhamid döneminin önemli isimlerinden biri bulunmaktadır: Ahmed Celaleddin Paşa.

Yıldız Sarayı'ndan Erzurum'un Toprağına

Osmanlı Devleti'nin son dönemine ilişkin araştırmalarda Ahmed Celaleddin Paşa'nın adı daha çok istihbarat faaliyetleri ve Yıldız Sarayı çevresindeki görevleriyle karşımıza çıkar. Sultan II. Abdülhamid'in güvendiği isimlerden biri olarak bilinen Ahmed Celaleddin Paşa, Osmanlı istihbarat teşkilatının önemli makamlarından biri olan serhafiyelik görevinde bulunmuştu. Bu nedenle Erzurum petrolüne ilişkin bir dosyada onun adının geçmesi, araştırmayı sıradan bir maden imtiyazı meselesinin ötesine taşıyor. Burada dikkatli olmak gerekir. Ahmed Celaleddin Paşa'nın petrol dosyasında adının geçmesi, onun Erzurum petrolünü bizzat keşfettiği anlamına gelmez. Arşiv belgesinin ortaya koyduğu husus daha farklı ve daha somuttur:

Erzurum'daki petrol ve neft madenlerinin işletilmesine ilişkin imtiyaz sürecinde Ahmed Celaleddin Paşa'nın adı bulunmaktadır. Bu kayıt, dönemin devlet mekanizması içerisinde Erzurum'daki petrol kaynaklarının ekonomik değerinin dikkate alındığını göstermesi bakımından önemlidir.

Petrol mü, Neft mi?

Osmanlı belgelerinde petrol kelimesinin yanında sık sık “neft” kelimesine de rastlanmaktadır. Bugünün okuyucusu açısından bu iki kavram arasındaki tarihî kullanımı anlamak önemlidir. Neft, Osmanlı döneminde petrol ve petrol türevleriyle bağlantılı olarak kullanılan ifadelerden biridir. Dolayısıyla XIX. yüzyıl belgelerinde “neft madeni” veya “petrol ve neft” ifadeleriyle karşılaşılması şaşırtıcı değildir. Bu kelimeler, bize aynı zamanda Osmanlı bürokrasisinin yer altındaki bu doğal kaynağı artık tanıdığını ve ekonomik bir değer olarak değerlendirdiğini göstermektedir. XIX. yüzyılın sonlarına gelindiğinde petrol dünyasında büyük bir dönüşüm yaşanıyordu. Petrol yalnızca bazı bölgelerde kullanılan yanıcı bir madde olmaktan çıkıyor, sanayi ve ulaşım alanlarında giderek daha önemli bir enerji kaynağı hâline geliyordu. Dünyanın farklı bölgelerinde petrol arama ve işletme faaliyetleri hız kazanıyordu. Osmanlı Devleti'nin toprakları da bu küresel dönüşümün dışında değildi. İşte Erzurum'a ait 1898 tarihli belgeyi bu geniş çerçeve içerisinde değerlendirmek gerekiyor.

Arşiv araştırmasının bizi götürdüğü en dikkat çekici yerlerden biri Pülk köyüdür. Bugünkü adıyla Balıklı olarak bilinen bu yerleşim, Erzurum'un petrol tarihinin önemli duraklarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Osmanlı dönemine ait kayıtlarda Pülk'teki petrol ve neft madenlerinin işletilmesine yönelik girişimlerden söz edilmektedir. Burada artık soyut bir “petrol ihtimali”nden değil, işletilmesi için devlet kurumlarının harekete geçtiği bir maden sahasından söz ediyoruz. Daha da dikkat çekici olan, dosyada yabancı bir girişimcinin adının bulunmasıdır: Mösyö Şarl Rayzer. Belgelerde Almanya tebaasından olduğu belirtilen Rayzer'in Pülk'teki petrol ve neft madenlerinin işletilmesiyle ilgili imtiyaz sürecinde yer aldığı anlaşılmaktadır. Bu ayrıntı Erzurum petrol tarihinin başka bir boyutunu ortaya çıkarıyor. Erzurum'un yer altı kaynakları yalnızca yerel bir mesele değildi. Osmanlı Devleti'nin ekonomik yapısı içerisinde yabancı sermaye ve yabancı girişimcilerin de yer aldığı bir imtiyaz sistemi bulunuyordu.