KİTAP FUARINDA KUYRUK VAR, DEĞERLERİMİZE SAHİP ÇIKAN YOK!

Yayınlanma : 05 Kasım 2026 15:37

Kendi yazarımızı, kendi kalemimizi ne zaman hak ettiği gibi sahiplenmeye başlayacağız?

Erzurum’da bu yıl 8’incisi düzenlenen Doğu Anadolu Kitap Fuarı’nı gezme fırsatı buldum. Öncelikle şunu ifade etmek isterim ki, böylesine güzel ve anlamlı bir organizasyonu şehrimize kazandıran başta Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Mehmet Sekmen Beyefendi olmak üzere, emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyorum.

Kitapların, yazarların ve edebiyatın bir araya geldiği böylesine güzel bir organizasyon, şehrimizin kültürel hayatına önemli katkılar sunuyor. Erzurum gibi köklü bir geçmişe, güçlü bir kültürel mirasa ve nice değerli kaleme sahip bir şehir için kitap fuarları gerçekten büyük bir fırsat.

Ancak fuar alanında karşılaştığım bazı manzaralar var ki, insanın içini acıtıyor. Güzel bir organizasyonun içinde, ne yazık ki kendi değerlerimize karşı gösterdiğimiz ilgisizliğin, vefasızlığın ve duyarsızlığın da fotoğrafını görüyoruz.

Ve açıkçası bu durum beni hem düşündürüyor hem de ciddi anlamda öfkelendiriyor.

Bizler ne zaman kendi değerlerimize sahip çıkmayı öğreneceğiz?

Sosyal medyada tanınan fenomenler, medyatik yüzler ve popüler isimler kitaplarını imzalarken önlerinde metrelerce kuyruk oluşuyor. İnsanlar saatlerce bekliyor, fotoğraf çektirmek için birbirleriyle yarışıyor, imzalı bir kitap alabilmek adına büyük bir heyecan gösteriyor.

Peki ya bu şehrin yetiştirdiği yazarlarımız, edebiyatçılarımız, şairlerimiz ve kalemini memleketi için oynatan değerli isimlerimiz?

Onlar da aynı fuar alanında, aynı kitapların arasında… Kimi okuyucusuyla buluşmayı bekliyor, kimi kitabını hediye etmek için elinde tutuyor. Kimi yılların birikimini, emeğini ve düşüncelerini satırlara dökmüş, okuyucusundan gelecek bir ilgiye umut bağlıyor.

Ancak ne yazık ki bırakın kitaplarını almayı, bir selamı bile çok gören bir kalabalıkla karşı karşıya kalıyorlar.

Yahu, bu nasıl bir değer bilmezlik? Bu nasıl bir vefasızlık? Kendi şehrinin yetiştirdiği insanlara, kendi kültürüne, kendi edebiyatına bu kadar mı uzak kaldık?

Elbette dışarıdan gelen yazarlarımızı, sanatçılarımızı ve edebiyatçılarımızı küçümsemiyoruz. Onlara gösterilen ilgiye de kesinlikle karşı değiliz. Her yazarın, her sanatçının emeği kıymetlidir. Ancak burada sorgulanması gereken, kendi değerlerimize karşı neden bu kadar ilgisiz olduğumuzdur.

Başkalarına gösterdiğimiz ilginin, takdirin ve saygının birazını da kendi değerlerimize göstersek çok mu şey istemiş oluruz?

Bir kitabın kıymeti, yazarının sosyal medyada kaç takipçisi olduğuyla mı ölçülür? Bir kalemin değeri, ne kadar popüler olduğuyla mı belirlenir? Yoksa yıllarını okuyarak, araştırarak, yazarak ve düşünerek geçiren insanların emeği de en az onlar kadar değerli değil midir?

Bence asıl mesele tam da burada başlıyor.

Bizler bazen kendi içimizden çıkan değerleri görmekte zorlanıyoruz. Başka şehirlerden, başka çevrelerden gelen isimlere büyük bir hayranlık duyarken yanı başımızdaki insanları görmezden gelebiliyoruz. Oysa bir şehrin kültürel zenginliği, yalnızca dışarıdan gelen isimlerle değil, kendi yetiştirdiği insanlarla da ölçülür.

 

Bir selam vermek bu kadar mı zor?

Fuar alanında yalnızca vatandaşlarımızın ilgisizliği değil, şehrin yöneticilerinin ve kurum temsilcilerinin yaklaşımı da üzerinde düşünülmesi gereken bir konu.

Şehrimizin mülki amirleri, kurum müdürleri ve yöneticileri…

Sizlere de birkaç sözümüz var.

Bu şehrin kültürüne, sanatına, edebiyatına emek vermiş insanlara bir selam vermek bu kadar mı zor? Birkaç dakikanızı ayırıp hâl hatır sormak, bir kitabı elinize almak, bir yazarın emeğini takdir etmek bu kadar mı zahmetli?

Kimse kimseden özel bir ilgi, ayrıcalık ya da büyük bir destek beklemiyor. Bazen bir selam, bazen bir tebessüm, bazen de sadece emeğe duyulan saygı yeterlidir.

Bir yazarın kitabını almak zorunda değilsiniz. Ancak o insanın yıllarını vererek ortaya koyduğu emeği görmezden gelmek de doğru değildir.

Unutmayalım ki bu şehirde sadece görev yapan insanlar değil, bu şehrin kültürünü yaşatmak için mücadele eden insanlar da var. Onların emekleri de en az diğer alanlarda verilen emekler kadar kıymetlidir.

Erzurum’un kendi kalemlerine sahip çıkması gerekiyor

Erzurum, tarih boyunca nice değer yetiştirmiş, kültürüyle, edebiyatıyla ve insanıyla Anadolu’nun önemli şehirlerinden biri olmuştur. Bu şehirden yetişen yazarlarımızın, şairlerimizin ve edebiyatçılarımızın daha fazla tanınması, eserlerinin daha fazla okunması hepimizin ortak sorumluluğudur.

Kitap fuarları yalnızca kitapların satıldığı, imza kuyruklarının oluştuğu organizasyonlar değildir. Aynı zamanda bir şehrin kültürel hafızasını yaşattığı, yetiştirdiği değerleri tanıttığı ve gelecek nesillere aktardığı önemli buluşma noktalarıdır.

Bu nedenle fuarların sadece ziyaret edilmesi değil, aynı zamanda kendi yazarlarımızla buluşmak, onları tanımak ve eserlerine sahip çıkmak amacıyla değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum.

Bir kitabı satın almak belki küçük bir adımdır ama o kitabın yazarına verdiğiniz değer, o şehrin kültürüne yaptığınız katkı çok daha büyüktür.

Son söz…

Doğu Anadolu Kitap Fuarı gibi güzel bir organizasyonun Erzurum’da düzenlenmesinden büyük memnuniyet duyuyorum. Emeği geçen herkese bir kez daha teşekkür ediyorum.

Ancak bu teşekkürün yanında, kendi değerlerimize karşı gösterdiğimiz ilgisizliği de açıkça dile getirmek zorundayım.

Çünkü susarsak, görmezden gelirsek, kendi yazarlarımızı yalnız bırakırsak yarın onların eserlerini okuyacak, hikâyelerini dinleyecek ve kültürümüzü yaşatacak insanları bulmakta zorlanırız.

 

Kendi değerlerimize sahip çıkalım. Kendi yazarımızı tanıyalım, kendi kalemimizi okuyalım, kendi insanımızın emeğine saygı gösterelim.

Çünkü bir şehir sadece binalarıyla, yollarıyla ve meydanlarıyla büyümez. O şehri asıl büyüten; kültürü, sanatı, edebiyatı ve yetiştirdiği değerleridir.

Kendi değerlerine sahip çıkamayan bir toplum, yarın hangi değerlerden söz edecek?

Rabbime emanet olun, kalın sağlıcakla.