ŞAMPİYONLUK FOTOĞRAFINDA HERKES VAR, ZOR GÜNDE KİMSE YOK!

Her transfer dönemi geldiğinde aynı manzarayla karşılaşıyoruz. Tribünlerde en önde görünenlerin, şampiyonluk kutlamalarında en yüksek sesi çıkaranların, başarı fotoğraflarında kendine yer açanların büyük bir kısmı ortadan kayboluyor. Dün başarıyı sahiplenenler, bugün sorumluluğun en ağır olduğu dönemde sessizliğe bürünüyor. İşte tam da bu yüzden, gerçek destek ile günübirlik alkış arasında çok büyük bir fark vardır.

Bugün yine transfer sezonundayız. Şehrin futbolunun geleceğini belirleyecek kritik günlerden geçiyoruz. Ve yine görüyoruz ki onursal başkanımız Mehmet Sekmen ile kulüp başkanımız Ahmet Dal büyük bir mücadelenin içerisinde. Sorumluluk omuzlarında, beklenti üzerlerinde, yük ise her zamankinden daha ağır. Peki, şampiyonluk günlerinde ortalığı inletenler nerede? Sosyal medyada kendini kulübün en büyük savunucusu gibi gösterenler neden şimdi sessiz?

Başarıya ortak olmak kolaydır. Asıl mesele, zorlukta omuz vermektir. Çünkü gerçek aidiyet, kupa kaldırılırken değil; borçlar konuşulurken, transfer görüşmeleri yapılırken, kulübün geleceği için mücadele edilirken ortaya çıkar. İşte o zaman kimin gerçekten bu armaya gönül verdiği, kimin ise sadece alkışın peşinden koştuğu anlaşılır.

Ne yazık ki yıllardır aynı tabloyu görüyoruz. Takım kazandığında herkes Erzurumspor sevdalısı oluyor. Herkes fotoğraf karesine girmek için yarışıyor. Sosyal medya paylaşımları peş peşe geliyor, büyük sözler ediliyor. Ancak iş fedakârlığa, destek olmaya, elini taşın altına koymaya gelince ortada çok az insan kalıyor.

Ben yıllardır her platformda aynı soruyu soruyorum: Bu şehrin futboluna gerçekten emek veren insanlar kimler? Samimiyetle cevap vermek gerekirse, bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az. Futbol sadece doksan dakikalık bir mücadele değildir. Futbol; emek, sabır, fedakârlık ve en önemlisi vefadır. Vefanın olmadığı yerde ise kalıcı başarıdan söz etmek mümkün değildir.

Bugün eleştirmek isteyen çok. Akıl veren çok. Klavye başında ahkâm kesen çok. Ama çözüm üretmek isteyen, destek olmak isteyen, kulübün yükünü paylaşmak isteyen kaç kişi var? İşte asıl sorgulanması gereken budur. Çünkü konuşmak kolaydır; mücadele etmek ise cesaret ister.

Bu şehir, tarih boyunca birlik olduğunda neler başarabileceğini defalarca göstermiştir. Erzurum’un ruhu, zor günlerde kenetlenmektir. Eğer gerçekten bu arma seviliyorsa, bu sevgi yalnızca galibiyetlerde değil, en zor günlerde de gösterilmelidir. Şehrin tüm dinamikleri, iş insanları, sivil toplum kuruluşları, taraftar grupları ve futbol sevdalıları artık sorumluluk almak zorundadır.

Hiç kimse yarın takım yeniden başarıya ulaştığında en önde yer almak için yarışmasın. Çünkü gerçek taraftar, gerçek yönetici dostu ve gerçek şehir sevdalısı bugün belli olur. Zor günde yanında olmayanın, iyi günde en önde yürümesinin hiçbir anlamı yoktur.

Unutulmamalıdır ki tarih, sadece kupaları kaldıranları değil; o kupaların kaldırılabilmesi için en zor zamanlarda mücadele edenleri de yazar. Bugün sessiz kalanlar yarın başarı hikâyesinin kahramanı olamaz. Çünkü gerçek kahramanlık, alkışların arasında değil, yalnız kalınan mücadelelerde ortaya çıkar.