KUTSİ VE MUKADDES BİR YARA; SELAM OLSUN KUDÜS VE KAŞGAR'A (2.BÖLÜM)

(devam ediyor..)

​Filistin ve Doğu Türkistan Arasındaki Benzerlikler

​"...tüm bu boyutlar doğrudan doğruya Filistinli Müslüman halkı hedef almakta. İsrail kendi metinlerinde bu tarz fotoğrafları şu durumu ispatlamak ya da iddia etmek için kullanıyor: '...geldik ve topraklar bomboştu, buraları biz ihya ettik.' Halbuki bu topraklar çok net ifade edilebilir ki boş değil, 1947-49 arasında bu topraklarda yaşayan 1 milyon civarında Filistinli insan, toplu bir şekilde ülkenin etrafındaki ülkelere sığınmak zorunda kaldı. Bazen ilginç bir şekilde işte 'Araplar toprak sattı, satmadı' gibi tartışmalar olmakta. Açıkçası ben böyle olduğu zaman muhatabım eğer böyle konuşulabilecek derecede soğukkanlı biriyse veya yeterince vaktim de varsa şu soruyu soruyorum: 'Peki diyorum, sen kendini o dönemde yaşayan bir Filistinlinin yerine koy. Bir yerde yaşıyorsun; toprağın var, arazin var, evin var, mülkün var. Dışarıdan geldi bir Yahudi mesela birkaç milyon dolar teklif etti sana. Sen de gönüllü olarak Suriye'deki çadır kentlerde mülteci olmaya razı oldun öyle mi?' diyorum. 'Sence diyorum bu iş böyle olabilir mi?' Tabii böyle konuşunca böyle olmaması gerektiğini herkes fark ediyor. Fakat sorunumuz, 'toprak sattı' iddiasının böyle paldır küldür her yerde söylenmesi; işin bu mahiyette nasıl olabileceğine dair insanların aklında bir gerçekliğin olmaması. Ve burada baktığımızda Filistinlileri bulunduğu yerden zorla, silah zoruyla süren, onları tabiri caizse yerlerinden ederek tamamen işgal ve istimlak eden bir güruh görüyoruz.

 

​Yukarıda bahsedilen sistematik işgal,istimlak ve kıyım’a dair Taha Kılınç şöyle devam ediyor: “Bu tür benzerlikleri ilerleyen bölümde aktarmaya çalışacağımız Kaşgar'da, Doğu Türkistan'ın diğer şehirlerinde de göreceksiniz. Yöntem aynı çünkü. Bu arada şunu da hatırlatalım:

​1948: İsrail'in kuruluşu (resmen).

​1949: Çin'in Doğu Türkistan'ı işgali.

​Birçok insan bu iki tarihin birbirine bu kadar yakın olduğundan bile bi haber. Söylenildiği gibi benzerlikler çok fazla. Yerleşimlerdeki sistematik ilerleyiş malumunuz, dünyanın dört bir tarafından buraya ciddi bir nüfus akışı söz konusu. Sadece nüfus değil ciddi bir para akışı ve fonlama söz konusu. “ Açmış olduğu bir resimde Almanya’yı 28 yıl boyunca Doğu ve Batı diye ayıran halk tarafından ‘Utanç Duvarı’ diye bilinen ve yine halk tarafından 1989 yılında yıkılan ‘Berlin Duvarı’na benzer bir duvar gözükmekte. ‘Ayrım duvarı’ ‘İsrail Duvarı’ ‘Batı Şeria Duvarı’ diye isimlendirmeleri olan bu duvar, Batı Şeria'da 2002 yılları civarında eski israil başbakanı Ariel Şaron döneminde yapıldı. 750 kilometreden uzun bir güzergaha sahip.​Tabii bu duvar hizmet ettiği aklın yansıması olarak insanların hayatına ve günlük ihtiyaçlarına göre bir güzergahta çizilmemiştir. Örneğin bir cami yakınından geçen bu duvar, camiyi duvarın bir tarafında bırakmış  caminin şadırvanını ise öbür tarafta bırakmış. İşte bu denli saha gerçeklerinden kopuk, uygunsuz ve kasıtlı bir şekilde çizilmiş… Fotoğrafta gösterilen duvarın bir tarafı vaktiyle Filistinlilerin yaşadığı topraklar. Şimdi onlar yok. Karşıda kaldılar. Normal şartlarda kendilerine ait olan ama bu teröristlerce işgal edilmiş olan tarafa geçmelerinide de bu teröristler bir sürü prosedüre bağlı yapmışlar. Buralar Filistinlilerin yaşadığı topraklar. Tabii şimdi yerleşimcilere ait, dediğim gibi nötr olarak 'yerleşimci' olarak söylediğinizde belki konunun önemi biraz hafifliyor olabilir. Ama gerçek şu ki Doğrudan doğruya işgalci kolonizatörlerden, işgal kolonilerinden bahsediyoruz.”

 

Ve maalesef ​İbadet Engelleri.Mescid-i Aksa özelinde ibadete dair engelleri şöyle şfade ediyor meselelere tanıklık eden Yazar Taha Kılınç: “İbadet engelleri meselesi. Başta ifade ettiğim gibi iki coğrafyada da manzara çok net. Bazı fotoğraflar birbiri ile o kadar benzerlikler teşkil ediyor ki şunu düşünmeden edemiyorsunuz; 'İki işgali de aynı mantık, aynı el yürütüyor.' Bu kadar bir yakınlık var.” Mescid-i Aksa'nın çok kalabalık olduğu bir bayram namazı görüntüsü ekrana yansıtılıyor.  “Son yıllarda yaş engelleri getirdi israil. Mesela 60 yaşın altındakileri Mescid-i Aksa'ya sokmamaya başladı. Hatta bazen bunu 40 yaşa kadar indirdiği de oluyor. Öte yandan Filistin'in dışından insanları içeriye kabul etmiyor. 'İsrail Arapları' dediğimiz '48 Arapları' (onlardan da bahsedeceğiz detaylı bir şekilde…) Filistin'e, Kudüs'e girmelerine izin vermiyor. Evet, sürekli bir engelleme… Hepinizin bildiği gibi nihayet işte son çatışmaları bahane ederek Mescid-i Aksa'yı Ramazan (2026 Ramazan-ı Şerif’i) boyunca kapattı. O da yine Doğu Türkistan zulmü ile  ortak paydalardan biri. Şimdi Mescid-i Aksa hakkında biraz konuşmak istiyorum. Çünkü Mescid-i Aksa'nın tam olarak neresi olduğu ile ilgili hala ve ortaya çıkan kesin bilgilere rağmen tartışmalar olduğunu görmekteyiz.” -Ekranda bir Mescid-i Aksa resmi ve onun üzerinde anlatmaya devam ediyor- “Ben 1980 doğumluyum. Benim çocukluk yıllarımda Mescid-i Aksa şurasıydı. Sonra birileri dedi ki: 'Yok yok Mescid-i Aksa orası değil burası.' Bu arada 90'lara, 2000'lere geldik. Sonra 'Mescid-i Aksa şurası' (işte 2010’ lardan beri hani gerçek sınırlara kavuştuk demek istiyorum). Ama maalesef Mescid-i Aksa'nın tam olarak neresi olduğu konusunda hala müphem bir durum söz konusu. Günün birinde 'hadi' harekete geçip Filistin'e gidelim denilse inanın bizim insanımızın bile zihninde sınırları net değil.

O zaman tekrar hatırlayalım; Mescid-i Aksa neresi? 144 dönümlük bir araziden bahsediyoruz Mescid-i Aksa dediğimizde. kabaca bir dikdörtgenin içerisinde kalan bir yer. Vaktiyle Hz. Süleyman'ın mescidini (mabed demiyorum, kasten mescidi diyorum!) inşa ettiği nokta burası. Kıble o dönemde de Mekke'ye, Kabe'ye doğru olduğu için Hz. Süleyman'ın inşa etmiş olduğu Beytü’l Makdis'in, yani Mescid-i Aksa'nın yönü de yine kıbleye doğruydu. Tabii burada birçok yapı var. Fakat yazı dizinimiz Mescid-i Aksa'nın tarihini uzun uzun konuşmaya ve aktarmaya çok müsait değil. Bu bakımdan sizlere özel bazı durumlarından bahsedeceğim.” bakalım bizlere Mescid-i Aksa'ya özel olarak neler anlatılacak?

( devam edecek…)

Selam ve dua ile…