(...devam ediyor.)
…Evet, bu fotoğraf -ekranda Iydgâh Camii'nin kuşbakışı eski bir görüntüsü - Bakın şurası caminin sadece kapısı, devamında kavak ağaçlarının bulunduğu yer iç avlu, daha ileride, geride mihrabın bulunduğu kısım var. Fotoğraf bize şunu söylüyor: Mihrabın bulunduğu kapalı kısım dolmuş, caminin iç avlusu dolmuş ve merdivenlere taşmış ve nihayet cemaat caminin önündeki büyük meydanı da içi ve dışıyla doldurmuş. İşte bir zamanlar 20 bin kişiden fazla Müslümanın aynı anda namaz kıldığı Iydgâh Camii. Bu görüntü Iydgâh Camii'nde en son 2016'da kılınan bayram namazından. Şu anda vakit namazları bile yasaktan dolayı kılınmıyor. -Şu an 2026 yılındayız- Ve maalesef yaklaşık 10 yıldır bayram namazına dahi müsaade edilmeyen bir şehir Kaşgar. -ekranda Iydgâh Camii’nin günümüze ait bir görüntüsü var- Bu benim çektiğim fotoğraf ve güncel durum ise bu. Gördüğünüz gibi camii tamamen müzeye çevrilmiş, kırmızı şeritler ve bantlarla kapatılmış, içeriye giremiyorsunuz. Sadece bir kapısından girip etraftaki gürültülü turist gruplarının eşliğinde fotoğraf çekerek öteki kapısından çıkıyorsunuz. Girişte kapının önüne bir gişe koymuşlar, oradan bilet alarak giriyorsunuz. İçeriye girdiğimizde içerideki görevliye turist olduğumuzu ifade ederek İngilizce "Namaz kılabilir miyiz?" diye sorduk fakat ne yazık ki iki rekat bir tahiyyetü'l-mescid namazına bile müsaade etmediler. Bu durum hakikaten Doğu Türkistan'da sahada neler yaşandığını çok net bir şekilde tespit ettiğimiz anlardan biriydi…
Seyahatimiz esnasında Hotan şehrinde belki de en çarpıcı ve en acı verici manzaralarından birini yaşadık. Gözümüzün önünde hemen yan tarafa konulmuş bir masanın üzerinde listedeki isimlerinin yanına tik atarak teker teker içeri alınan bir avuç ihtiyarın, Çin bayrağı önünde Çin Devletine bağlılık yemini ettirildiğine tanık olduk. Bu durumu gözlerimizle gördük. O anı kayıt altına alarak, fotoğraflama imkanı bulduk. -ekranda o durumu gösteren bir resim- Doğu Türkistan denildiğinde ibadethanelerin kapatılarak ibadete engel konulması durumu ne yazık ki Filistin’deki israil işgalini bile gölgede bırakacak bir gerçeklikte karşımızda durmaktaydı.
İnsanların kıyafetleri özelinde meseleyi değerlendirdiğimizde tesettür yoktu. -ekranda renkli, ilginç motif ve desenli elbiseleri ile yaşlı kadınların kapı önünde sohbetleşmelerini gösteren bir görüntü var- Bakın Kaşgar’dan eski bir görüntü; sadece bu kadardı yani teyzelerin müsaade edilen kıyafeti bu. Yaşlı insanlardan bahsediyoruz. Elini bağlayarak durması, üzerindeki kıyafetleri ve desenleri, yine üzerindeki yeleği, yazması, duruşu… Fenotip bir görüntü var karşımızda Nasıl mı? Ben Mersin Anamurluyum; bizim memleketteki teyzelerin ikindi vakti kapı önündeki sohbetlerini andıran bir poz bu. Bu fotoğraf Kaşgar’da çekildi. Kendileriyle sohbet etme imkanımız olmadı ama teyze hal diliyle sanki şunu söylüyor gibi: "Evladım bak ben başımda küçük bir takkecik taşımaktayım." Normalde Kaşgar’da kadınların günlük hayatta yaygın bir şekilde kullandıkları bir takke değil bu ama teyze adeta şunu söylüyordu: "Bak! ve şunu bil ki! bugün biz sadece bu kadarını yapabiliyoruz." Tabii seyahatimizin gerginliği ve her tarafta kameraların olması sebebiyle ne yazık ki insanlarla yakın bir temasta bulunma imkanımız olmadı. Dikkatilerinizi şu noktaya çekmek istiyoruz ki herhangi bir yaşta örtülü bir Müslüman kadın görmedik, yoktu (!). -ekranda birkaç yaşlı adamın resmi var- Mesela bu üç sakallı amca; Kaşgar’da karşımıza çıktı bu amcalar. İlginç olan şu ki; Bir tanesi sabahleyin saat 10.30 gibi şehrin kapıları açılmadan önce turistler tarafından fotoğraf ve video çeksinler diye onların önünde üzerinde kırmızı pelerin gibi bir kıyafetle on dakika boyunca dans ediyor. İkincisi bir davulcu. Üçüncüsü ise bir kuruyemişçiydi. Yani bunlar şehrin hayatına turistik gösteri sebebiyle monte edilmiş üç figürandan başka birşey değildi (!).
Kameralar dedik. İlk bölümlerde de ifade edildiği gibi Kudüs’te ve diğer şehirlerde yoğun bir şekilde her yerin gözlendiğinden bahsetmiştik. Tabii Doğu Türkistan’a dair en fazla duyduğumuz şeylerden bir tanesi de yine her yerin böyle kameralarla izlendiği gerçeğiydi. Biz de ne yazık ki bunu tespit ve teyit ettik. -ekranda üzerinde bir çok kameranın yerleştirilmiş olduğu, cadde üzerinde bulunan bir direğin fotoğrafı var- Bu fotoğrafı Gulca’da çektik. Bir direk var burada, direğin üzerinde bir, iki, üç, dört kamera, bir beşinci kamera da burada. Bakın küçücük bir kadraja sığan beş kamera... Kameralar bundan ibaret değil her 10’ar metre aralıklarla her birinin üzerinde 4’er, 5’er kamera monte edilmiş direklerle şehirlerin kaplandığını görmektesiniz. Gördüğümüz manzara maalesef buydu. Ve bu kameralar sadece görüntü değil, aynı zamanda ses de kaydettiği için siz bir direkten ötekine vardığınızda tüm kaldırım boyunca telefonunuzla konuşarak yürüdüğünüzde bile sistem sizi hem görüntü olarak hem de ses olarak kesintisiz bir şekilde kayıt altına alıyor. Daha önce ifade edildiği gibi, o 'aile olmak' programını düşünün… Evinizin içerisine yabancılar girip çıkıyor, sokaklar sürekli izleniyor ve gözetleniyorsunuz -Ki Çin zaten sadece Doğu Türkistan’da değil, Pekin’in meşhur Tiananmen Meydanında kendi vatandaşlarını da izliyor- Ya da mesela şu şekilde bakın(!) -ekranda şehrin yoğun insan trafiğinin yer aldığı kalabalık bir insan topluluğu gösteriliyor. Bu fotoğrafta bir kameranın kadrajında insanların yüzleri farklı renklerde karelerin içerisinde gösterilmekte- herkesin yüzlerinin böyle yakından izlendiğini görmektesiniz. Tabii bu da yine teknolojik açıdan Çin'in, israil'i geçtiğini gösteren bir nokta. Ve insanların bu şekilde izlendiği, gözlendiği, cep telefonlarının teknik olarak takibe alındığı bir sistem zinciri. Biz de seyahatimiz boyunca birçok defa sorgulandık. Hatta Hotan şehrinde polis bizi konakladığımız otelde odalarımızdan lobiye indirerek bir saate yakın sorguladı. O esnada dikkatimizi çeken polisin ısrarla şunu sormasıydı: "Telefonunuza WeChat programını kurar mısınız?" Bir program var WeChat diye... Peki bu WeChat denilen program neydi..?
(devam edecek…)
Selam ve dua ile…

