KARDA YAZILAN TARIH: BİR MİRASIN İZİNDE

Erzurum'da Köklü Kayak Mirası, Askerî Taburlar ve Kâzım Karabekir Paşa'nın Vizyonu:

Kışın en sert çehresiyle yaşandığı, beyaz örtünün aylarca toprağı terk etmediği Erzurum, yalnızca coğrafi bir merkez değil, aynı zamanda Türkiye'de kayak sporunun doğuş hikâyesinin ve köklü geçmişinin can bulduğu kadim bir şehirdir. Bugün Palandöken’in dünya çapında tanınan bir kayak merkezi olmasının temelinde, karda iz bırakan öncü insanların vizyonu ve tarihi bir miras yatmaktadır. Bu köklü miras dün akşam sergilenen “Karda Yazılan Tarih: Bir Mirasın izinde” isimli kısa filmin galası ile adeta taçlandı. Milli Eğitim Bakanlığı Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin "köklerden geleceğe" uzanan vizyoner anlayışını ekrana yansımasına  ve Milli Eğitim Bakanı Sayın Prof. Dr. Yusuf Tekin'in de takdirlerine vesile olan Erzurum Reşit Karabacak Spor Lisesi öğretmenleri, öğrencileri ve personelinin üstün emekleriyle hazırlanan "Karda Yazılan Tarih: Bir Mirasın İzinde" adlı kısa film unutulmaya yüz tutmuş bir tarihi yeniden gün yüzüne çıkarmasından dolayı ilgi odağı oldu ve buluştuğu izleyicisinden tam not aldı. Filmin galası öncesinde gerçekleşen resim sergisi ile saklı kalmış tarihi arşiv niteliğindeki görsellerin sergilendiği bir sergi gerçekleştirildi. Erzurum Valiliği himayelerinde gerçekleşen gala programına ve sergi’ye başta Erzurum Valisi Sayın Aydın BARUŞ olmak üzere birçok üst düzey yetkili katılım sağladı.

Erzurum  diyarında

Bülbül öter bağında

Dadaş coşmuş akıyor 

Palandöken Dağında

 

Memleketin hasreti

Efil efil esiyor

Esip gurbet ellerde

Nefesimi kesiyor

 

Erzurum'un ovası

Ne hoş olur havası

Kayakçı taburunda

Nenehatun balası

(Düşmanla vuruşuyor

Dadaşımın balası)

 

Palandöken dağında

Tabyalar otağında

Şehit olmuş bir yiğit

Daha körpe çağında

(Şehit olmuş yatıyor

 Allahûekber dağında)

 

Elim de kayaklarım

Buz tutmuş ayaklarım

Memleketim aşkını

Çok derinde  saklarım

 

Eğitimci/Yazar: Hakan Karakaş

 

1915-1930 Dönemi Erzurum'da Kayak Tarihinin Askerî Kökenleri: Erzurum’da kayak tarihinin ne zaman ve nasıl başladığı sorusu, bizi I. Dünya Savaşı'nın en çetin yıllarına, 1915 ve 1930 arasındaki çok anlamlı ve özel bir döneme götürmektedir. Kayak, bu topraklarda ilk etapta bir eğlence veya modern bir spor dalı olarak değil, stratejik ve askerî bir zorunluluk olarak ortaya çıkmıştır. Doğu Cephesi'nin zorlu kış şartlarında, çetin karlı dağları aşabilmek ve hareket kabiliyetini artırabilmek adına askerî kayak eğitimi hayati bir önem taşımaktaydı. Bu doğrultuda, ordu bünyesinde kayak eğitimi vermek üzere Avusturyalı kayak eğitmenleri Erzurum'a davet edilmiştir. Bu subaylardan zorlu şartlar altında eğitim alarak ülkemizin ilk askerî kayakçıları olan Arif Hikmet Koyunoğlu, Cevat Dursunoğlu, Trabzonlu Kemal, İzmirli Hasip ve Arif Sofya gibi öncü isimler, Türk kayak tarihinin ilk altın sayfalarını yazmışlardır.

 

Tarihte Kayakçı Taburları (Beyaz Ölüm Tehdidine Karşı Beyaz Müfreze): I. Dünya Savaşı ve özellikle Kafkas Cephesi denildiğinde akla gelen en trajik ve ders verici

sayfalardan biri, askerlerin çetin kış şartlarına karşı vermiş olduğu mücadeledir. Sarıkamış Harekâtı'nda yaşanan büyük dramın ardından, Osmanlı Genelkurmayı kış şartlarında hareket kabiliyeti yüksek, özel teçhizatlı birliklerin kurulması gerektiğine karar vermiştir. Bu doğrultuda oluşturulan "Kayakçı Taburları", tarihin en sıra dışı askerî yapılanmalarından biridir. Erzurum ve çevresinde konuşlandırılan bu özel birlikler, sadece düşmana karşı değil, dondurucu soğuğa, çığ tehlikesine ve metrelerce kar kalınlığına karşı da mücadele etmiştir.

Karda Yazılan Tarih - Bir Mirasın İzinde: Erzurum'da kayağın yalnızca bir spor değil, aynı zamanda tarihi çok eskilere dayanan, hem askerî hem de sivil anlamda Erzurum’da temellerinin atıldığı bir miras olduğunu görüyoruz. Arşivlerin taranması ve kaynakların incelenmesiyle ortaya çıkan bu gerçek, dağlarda rüzgârla yarışan kayakçı taburlarının kutsal mirasıdır.

Kayakçı taburları, beyaz kamuflajları ve yerli imkânlarla üretilen ahşap kayak takımlarıyla karlı arazide hızla yer değiştirebilen, keşif ve baskın harekatlarında düşmana karşı üstünlük sağlayan müfrezeler haline gelmişlerdir. Bu askerler, aldıkları disiplinli eğitim sayesinde, normal birliklerin adım dahi atamadığı dik Palandöken yamaçlarında ve geçit vermez dağ yollarını aşarak cepheler arasıda haberleşmeyi ve stratejik hatların güvenliğini sağlamışlardır. Erzurum, bu yönüyle Türkiye'deki askerî kayakçılığın doğduğu ve kurumsallaştığı en önemli üs bölgesi olmuştur.

Kâzım Karabekir Paşa’nın Eğitim Vizyonu ve Sivil Kayakçılığın Doğuşu:

Kurtuluş Savaşı’nın ve Doğu Cephesi’nin muzaffer komutanı Kâzım Karabekir Paşa, sadece askerî bir dâhi değil, aynı zamanda büyük bir eğitim ve toplumsal gelişim vizyoneridir. Paşa'nın 1920 yılında Erzurum'da bizzat kayak öğrenmesi, bu spora olan bakış açısının ve verdiği değerin en somut göstergesidir. Kâzım Karabekir, kayağın sadece cephedeki asker için değil, bölge insanının çetin kış şartlarında hayatta kalması, sosyalleşmesi ve sağlıklı bir neslin yetişmesi için sivil alanda da yayılması gerektiğine inanmıştır. Bu büyük vizyonun en duygusal ve anlamlı halkasını ise Kâzım Karabekir Paşa'nın himayesinde kurulan “Gürbüzler Ordusu” oluşturmaktadır. Savaşta yetim ve öksüz kalan vatan evlatlarını sokaklardan toplayarak onlara barınma, zanaat ve eğitim imkânı sunan Karabekir Paşa, bu çocukların fiziksel ve ruhsal gelişimlerini desteklemek amacıyla onlara kayak eğitimi aldırmıştır. Gürbüzler Ordusu 

çocuklarının Erzurum sokaklarında ve yamaçlarında kayak yapmayı öğrenmesiyle, kayakçılık askerî bir disiplin olmaktan çıkmış ve sivil anlamda Erzurum'da kalıcı temeller üzerine oturmuştur.

 

Sivil Eğitimin Yaygınlaşması (1925 - 1930):

Kâzım Karabekir Paşa'nın açtığı bu vizyoner yoldan yürünerek, 1925 ve 1930'lu yıllara gelindiğinde kayak eğitimi Erzurum'daki eğitim kurumlarının müfredatına dahil edilmiştir. Yapılan tarihi araştırmalar ve arşiv taramaları; dönemin köklü eğitim kurumları olan Kız Muallim Mektebi ve Sanayi Mektebi öğrencilerinin de düzenli olarak kayak eğitimi aldıklarını, böylece modern kayak sporunun toplumsal tabana yayılarak Erzurum'un bir yaşam kültürü haline geldiğini açıkça ortaya koymaktadır.

 

Köklerden Geleceğe: Bir Mirasın Sanatla Yaşatılması:

Erzurum Reşit Karabacak Spor Lisesi tarafından hayata geçirilen "Karda Yazılan Tarih - Bir Mirasın İzinde" kısa filmi, işte bu destansı ve köklü geçmişi unutturmamak, geleceğe aktarmak amacıyla hazırlanmış Karda Yazılan Tarih: Erzurum'da Kayak Mirasına dair sanatsal bir vefa borcudur.  Tarihi gerçekliğe tamamen sadık kalınan film oluşturulması sürecinde; arşivler titizlikle taranmış, birinci el kaynaklar incelenmiş ve unutulmaya yüz tutmuş bu kutsal miras yeniden gün yüzüne çıkarılmıştır. Bu çalışma, Erzurum'un evlatlarının kendi köklerine ve tarihlerine sahip çıkışının en güzel örneklerinden birisi olması bakımından manidardır.

 

Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin’in, projenin tamamlanmasının ardından  duyduğu memnuniyeti paylaştığı tebrik mesajında: “​Erzurum’umuzun köklü geçmişini ve Türkiye’de kayak sporunun doğuş hikâyesini ekrana taşıyan “Karda Yazılan Tarih: Bir Mirasın İzinde” kısa filmi izleyiciyle buluşuyor!

​Türkiye Yüzyılı Maarif Modelimizin köklerden geleceğe anlayışıyla yola çıkan, kadim şehrimizin ve Türkiye’nin spor mirasını kalıcı bir eserle taçlandıran Erzurum Reşit Karabacak Spor Lisesi öğretmenlerine, öğrencilerine, personeline ve oyuncularına emeklerinden dolayı teşekkür ediyorum.

​Alkışınız bol, yolunuz açık olsun gençler!“ ifadeleri yer aldı. Tamamıyla okul öğretmen, öğrenci ve personellerinin kendi emekleri ile oluşturduğu bu öncü adımların bakanlık düzeyinde destekleniyor olması toplum nezdinde de memnuniyetle karşılandı. Galası gerçekleşen film yalnızca geçmişi ve karlar altında kalan tarihi anlatmakla kalmayıp, aynı zamanda Palandöken'den yükselecek geleceğin şampiyonlarına yol ve yön göstererek vizyon sahibi olmaları bağlamında nesillere ışık tutan bir mihmandar oldu. Emekleriniz için teşekkürler Erzurum Reşit Karabacak Spor Lisesi…

 

Selam ve dua ile…