Pazar günü Erzurumspor, deplasmanda ligin kader maçına çıktı. Rakip, şampiyonluk yarışındaki en kritik virajlardan biri olan Esenler Erokspor’du. Böylesine bir maçta çoğu takım sahaya baskı kurmak, oyunu domine etmek ve erken gol bulmak için çıkar. Ama Erzurumspor öyle yapmadı. Çünkü bu maç, sahada sadece futbol değil, akıl savaşıydı.
İlk yarıda topu rakibe bırakan Erzurumspor, aslında planın ilk aşamasını uyguluyordu. Rakibini koşturan, yoran, sabrını test eden bir oyun… Erokspor oynadığını zannetti, ama aslında Erzurumspor’un istediği oyunun içinde kaldı. İkinci yarıda ise senaryo değişmedi, sadece sonuç sahaya yansıdı. Rakibin verdiği açıklar bir bir değerlendirildi, iki gol geldi ve maç koptu. Buraya kadar her şey sahada kaldı. Ama maç bittikten sonra yaşananlar, futbolun dışına taşan bir tabloyu ortaya koydu.
Erokspor Teknik Direktörü Osman Özköylü, sahada yapamadığını saha dışında yapmaya çalıştı. Kendi hatalarıyla yüzleşmek yerine, galip gelen takımı hedef aldı. Oysa gerçekler çok netti: Kendi sahasında, taraftarının önünde, şampiyonluk yolundaki en önemli rakiplerinden birine karşı oynuyorsun ve kazanmak zorundasın. Bu yüzden yüklenmek zorundasın, risk almak zorundasın. Ve evet, bu riskler açık verir. Erzurumspor da tam olarak bunu bekledi.
Serkan Özbalta işte bu yüzden büyük hoca. Rakibini doğru okudu, senaryoyu doğru yazdı ve sahaya kusursuz şekilde uygulattı. Kısıtlı bir kadroyla şampiyonluğa oynayan bir takımın teknik direktörü olarak, oyunun her anını planladı. Belki istatistiklerde geride kaldı, belki topa daha az sahip oldu ama sonucu aldı. Çünkü futbol, topa sahip olma oyunu değil, akıl oyunudur.
Osman Özköylü ise bu gerçeği görmek yerine başka bir yolu seçti. Oyun planını sorgulamak, hatalarını analiz etmek yerine rakibini küçümsemeye çalıştı. Oysa aynaya bakması gerekiyordu. Yedek kulübesinde kendi oyuncularıyla tartışan, takım içi otoritesini sağlayamayan bir teknik adamın, önce kendi düzenini kurması gerekir.
Sahada Kayode’nin uzaktan şutu dışında ciddi bir pozisyon üretememiş bir takımın, ‘daha iyi oynadık’ söylemi de gerçeği değiştirmez. Çünkü futbol sonuç oyunudur. Sabaha kadar top çevirsen ne olur? Önemli olan, doğru zamanda doğru hamleyi yapabilmektir. Erzurumspor bunu yaptı. Üstelik karşındaki takım ligin en pahalı ve en kaliteli kadrolarından birine sahip. Ama bu kalite sahaya yansımıyorsa, sorun kadroda değil, onu yöneten akıldadır. İşte tam da bu yüzden, eleştirinin yönü yanlış adrese gidiyor.
Osman Özköylü önce kendi iş bilmezliğini sorgulamalı. Oyuncularıyla yaşadığı problemleri, saha içindeki üretimsizliği, büyük maçlardaki kırılganlığı konuşmalı. Çünkü gerçekler orada duruyor. Erzurumspor ise yoluna bakıyor. Bu galibiyetle şampiyonluk kapısını araladı. Belki çok iyi oynamadı ama doğru oynadı. Ve bazen doğru oyun, en güzel oyundur.
Son söz;
Futbol sahada oynanır, saha dışında konuşarak değil, Erzurumspor bunu yaptı. Bazıları ise hâlâ oyunun dışında kalmaya devam ediyor.

