ERZURUM’UN YENİ KÜLTÜR ROTASI: SAHAF

             Bir şehrin kültür hayatını anlamak için bazen açılan yollarına, bazen restore edilen yapılarında yükselen sese bakmak gerekir. Son dönemde Erzurum’da kitap adına atılan en anlamlı adımlardan biri de hiç şüphesiz “Sahaf”ın açılması oldu. Erzurum Büyükşehir Belediyesi tarafından hizmete açılan bu yeni kültür mekânı, yalnızca kitap satılan ya da okunan bir yer değil; aynı zamanda şehrin hafızasına yeniden dokunan önemli bir kültür durağı hâline geldi. Kalenin arka tarafında, daha önce Türk-Ermeni İlişkileri Araştırma Merkezi olarak kullanılan tarihî konakta hizmet vermeye başlayan Sahaf, kısa sürede kitapseverlerin uğrak noktası olmayı başardı. Tarihî dokusunu koruyan konağın içinde binlerce kitap, dinlenme alanları, nostaljik köşeler ve geçmişin izlerini taşıyan özel bölümler bulunuyor. Konağın çeşmesinden yükselen su sesiyle raflardan taşan kitapların bir araya gelişi, ziyaretçilerine adeta başka bir zamanın kapısını aralıyor.

           Bugün birçok şehirde kültür merkezleri açılıyor, yeni yapılar inşa ediliyor. Bir şehri asıl dönüştüren şey, kültürün gündelik hayatın içine yerleşebilmesidir. Erzurum’da son yıllarda kale çevresinde yürütülen çalışmalar tam da bunu gösteriyor. Uzun yıllar ihmal edilen alanların temizlenmesi, yeniden inşa edilen konakların kültürel faaliyetlere ayrılması ve bu mekânların yaşayan alanlara dönüştürülmesi, şehrin kültür rotasını da değiştirmeye başladı. Bir konağın Dil ve Edebiyat Derneğine tahsis edilmesi, bir başka konağın ahşap sanatına ayrılması, ERGES’in çalışmaları, karikatür atölyeleri, el sanatları konağı, ER-ŞA ve şehit ile gazilerimize ayrılan mekânlar…

       Tüm bunlar aslında Erzurum’un sadece taşla değil, kültürle de yeniden ayağa kalktığını gösteriyor. Şimdi bu halkaya Sahaf da eklenmiş durumda. Sahafın en dikkat çekici yönlerinden biri ise yalnızca kitap okunan bir mekân olmaması. İki katlı tarihî konakta insanı geçmişe götüren güçlü bir atmosfer hâkim. Özellikle müze bölümü, ziyaretçileri adeta 1980’li yıllara götürüyor. Bir dönemin öğretmen masası, kara tahtası, abaküsleri, öğrenci önlükleri, yakalıkları, fişleri ve geçmiş eğitim hayatına dair daha nice obje burada özenle sergileniyor. Odaya giren herkes, kendi çocukluğundan ya da gençliğinden bir iz bulabiliyor.

        Sahafın raflarında yalnızca klasik eserler değil, çizgi romanlar ve Erzurum üzerine yazılmış kitapların yer aldığı özel bölümler de bulunuyor. Şehre dair yazılmış eserlerin ayrı bir köşede ziyaretçilere sunulması, Erzurum’un kültürel hafızasının yeniden görünür hâle gelmesine katkı sağlıyor. Özellikle gençlerin burada vakit geçirmeye başlaması, şehrin kültürel geleceği adına umut verici bir tablo ortaya koyuyor. Burada ayrı bir parantez de Sahaf’ta görev yapan Muhammed Bey için açmak gerekiyor. Kitaplara olan hâkimiyeti, kültürel birikimi ve samimi yaklaşımıyla gelen misafirleri bilgilendirmesi, mekânın ruhunu tamamlayan önemli unsurlardan biri olmuş durumda. Ziyaretçiler yalnızca kitaplarla değil, aynı zamanda sohbetle ve bilgiyle de buluşuyor.

Bir şehir ancak kitapla derinleşir. Kitabın olmadığı yerde hafıza zayıflar, düşünce sığlaşır, şehir ruhunu kaybetmeye başlar. Bu yüzden Sahaf gibi mekânlar yalnızca birer yapı değil; aynı zamanda şehrin düşünce hayatına yapılan yatırımlardır. Bu vesileyle Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen’e teşekkür etmek gerekir. Şehirler sadece yollarla, binalarla değil; kültürle, sanatla ve kitapla büyür. Erzurum’da bugün kalenin etrafında oluşan yeni kültür hattı, gelecekte bu şehrin en kıymetli hafıza alanlarından biri olarak anılacaktır.