EMEKLE YAZILAN BİR VEDA

İnsan, hayatı boyunca birçok yöneticiyle, birçok mesai arkadaşıyla çalışır. Bazı insanlar görev yaptıkları kurumdan ayrıldıklarında geriye yalnızca boşalan bir makam bırakmaz; emeklerini, samimiyetlerini ve hatıralarını da o kurumun hafızasına işler. İbrahim Canpolat, benim için işte böyle bir isimdir.

Dokuz yıl boyunca aynı çatı altında, aynı idealler uğruna omuz omuza çalıştık. Bu uzun zaman diliminde ne kırıldım ne de gücendim. Farklı bakış açılarımız oldu, farklı öneriler sunduğumuz günler yaşandı. Ortak hedefimiz ise hep aynı kaldı: Nurettin Topçu Sosyal Bilimler Lisesini daha ileriye taşımak. Aynı heyecanı, aynı inancı ve aynı gayreti paylaştık.

İlk ne zaman tanıştığımızı bugün hatırlamıyorum. Sanki yıllardır birbirimizi tanıyor, aynı yolda birlikte yürüyorduk. Resmiyetten uzak, samimiyet üzerine kurulmuş bir çalışma arkadaşlığımız oluştu. İbrahim Hoca sadece müdür başyardımcım değildi; aynı zamanda zümre arkadaşımdı. Bu yönüyle birlikte çalışmak benim için her zaman ayrı bir anlam taşıdı.

Onu odasında otururken görmek neredeyse mümkün değildi. Sürekli okulun bir köşesinde bir eksikliği tamamlar, bir öğrencinin derdini dinler, bir öğretmenin işini kolaylaştırır ya da yeni bir etkinliğin hazırlığını yapardı. Yapılması gereken bir iş varsa oradaydı. Çözüm bekleyen bir mesele varsa ilk harekete geçen isim olurdu. Okulun nabzını masasından değil, koridorlarından tutardı.

Çalışmayı adeta ibadet olarak görürdü. Bir işi tamamladığında vakit kaybetmeden diğerine yönelirdi. Yorulmayı bilmeyen yapısı, bitmeyen enerjisi ve görevine duyduğu sevda onu farklı kılan en önemli özelliklerindendi. Sorumluluk almak onun için yük değil, gönül işiydi.

Özellikle 12. sınıf öğrencileri için ortaya koyduğu emek her türlü takdirin üzerindeydi. Sınava hazırlanan gençlerin yalnızca akademik başarılarıyla değil, moral ve motivasyonlarıyla da yakından ilgilenirdi. Onlar için çoğu zaman bir idareciden çok İbrahim Abi oldu. Yurt öğrencilerini ayrı bir hassasiyetle takip eder, gündüz öğrencileriyle ayrı ilgilenirdi. Öğretmenlerle güçlü bir iletişim kurar, idareciler arasında uyumu sağlamaya özen gösterirdi. Herkesin derdiyle dertlenir, herkesin sevincini paylaşırdı.

İbrahim Hoca'nın en belirgin özelliklerinden biri işleri zorlaştırmak yerine kolaylaştırmasıydı. "Olmaz." demek yerine "Nasıl olur?" sorusuna cevap arardı. Çözüm üretmeyi sever, her soruna yapıcı bir bakış açısıyla yaklaşırdı. Bu tavrı, öğrencilerin ve öğretmenlerin gönlünde ayrı bir yer edinmesini sağladı.

Onu anlatırken "İyi ki SBL" sözünü anmamak mümkün değildir. Bu ifade zamanla onun adıyla bütünleşti. "İyi ki SBL", okuluna duyduğu sevginin, aidiyetinin ve inancının en samimi ifadesiydi. Bu sözü öylesine içten söylerdi ki öğrencilerin, öğretmenlerin ve mezunların diline pelesenk oldu. Okulun ruhunu anlatan bir cümle hâline geldi.

Sabah okulun kapısını ilk açan, akşam ise çoğu zaman son kapatan kişi yine oydu. Mesaiyi saatle değil, sorumluluk bilinciyle yaşardı. Düzenlenen her programda, her sosyal ve kültürel etkinlikte, her organizasyonda en ön safta yer aldı. Çevresindekilere cesaret verdi, umut aşıladı, "Birlikte başaracağız." duygusunu her zaman diri tuttu.

Bugün İbrahim Canpolat'ın Erzurum İbrahim Hakkı Fen Lisesine tayini, onun adına yeni bir başlangıcın kapısını aralıyor. Nurettin Topçu Sosyal Bilimler Lisesi ise çalışkan, fedakâr, üretken ve okuluna gönülden bağlı bir idarecisini uğurluyor. Geride bıraktığı emek, yetişmesine katkı sunduğu öğrenciler, dokunduğu hayatlar ve okul kültürüne kazandırdığı değerler uzun yıllar yaşamaya devam edecek.

İnanıyorum ki İbrahim Hoca, İbrahim Hakkı Fen Lisesinde de aynı çalışma azmiyle, aynı samimiyetle ve aynı fedakârlıkla görev yapacak; orada da gönüllere dokunacak, iz bırakacaktır.

Dokuz yıllık mesai arkadaşlığımız boyunca bana ve okulumuza kattığı her değer için gönülden teşekkür ediyorum. Rabbim yolunu açık, hizmetlerini bereketli eylesin. Başarılarının artarak devam etmesini diliyorum.

Nurettin Topçu Sosyal Bilimler Lisesinin koridorlarında onun emeği, öğrencilerinin hatıralarında tebessümü, mesai arkadaşlarının gönlünde ise dostluğu yaşamaya devam edecek.

İyi ki SBL… İyi ki İbrahim Canpolat Hocam…