Tekin hocamla tanışmamız yıllar öncesine dayanır. Hayatın en yoğun, en yorucu ama bir o kadar da anlamlı dönemlerinden biriydi. Hepimizin koşturduğu, bir şeyler yetiştirmeye çalıştığı o günlerde Tekin abi, bulunduğu her ortamda farkını hissettiren insanlardan biriydi. Okulda aktifti, okul dışında da hayatın tam içindeydi. Coğrafya denildiği zaman insanların zihninde oluşan ilk isimdi adeta. Haritaları konuşur gibi anlatan, bir dağı sadece dağ olmaktan çıkarıp hikâyeye dönüştüren nadir öğretmenlerdendi.
İlk ne zaman karşılaştığımızı, hangi ortamda ilk sohbet ettiğimizi bugün net olarak hatırlamıyorum. Belki bir öğretmenler odasında kısa bir selamlaşmaydı, belki bir okul koridorunda ayaküstü edilen birkaç cümle… Ama şunu çok iyi biliyorum ki insan bazı insanlarla tanıştığı günü değil, onların hayatında bıraktığı izi hatırlar. Tekin abi de benim hayatımda derin iz bırakan güzel insanlardan biri oldu. O yüzden ilk karşılaşmanın tarihini hatırlamasam da hiç önemli değil. Çünkü önemli olan, böylesine güzel bir insanı tanımış olmak.

Uzun yıllar aynı ortamda bulunsak da ders dışında çok fazla ortak mesaimiz olmamıştı. Ta ki yollarımız Türk Telekom Nurettin Topçu Sosyal Bilimler Lisesinde yeniden kesişinceye kadar… Ben 2014 yılının Ocak ayında okulumuzda göreve başladım. Bir dönem sonra Tekin abi de aramıza katıldı. Daha dün gibi geliyor ama üzerinden tam 12 yıl geçmiş. O zamanlar Tekin hocam ellili yaşlarının başındaydı. “İki üç yıl daha çalışır, sonra emekliliğimi isterim.” diye düşünüyordu. O öyle planlıyordu belki ama kaderin onun adına başka bir hesabı vardı. Aradan tam 12 yıl geçti. O yıllar sadece zaman değildi; yüzlerce öğrencinin hayatına dokunan, okulun ruhuna işleyen koca bir emekti.
Tekin hocamın coğrafya anlatışı bambaşkaydı. Coğrafya onun elinde bir ders olmaktan çıkardı. Öğrenciler için korkulan, zor görülen konular; onun sesiyle, anlattığı örneklerle ve tahtaya çizdiği haritalarla kolaylaşırdı. Hazırladığı notlar, soru arşivleri, kendine has anlatım tarzı gerçekten modern çağın coğrafyacılığıydı. Teknolojiyi takip eder, öğrencinin dilini bilir, ama aynı zamanda eski öğretmenlerin o samimi ve baba tarafını da taşırdı. Zaten öğrenciler için sadece “Tekin Hoca” değildi; çoğu zaman bir baba, bir yol gösterici, bir sığınak gibiydi.
Derse eli boş girdiğini neredeyse hiç görmedim. Mutlaka öğrencileriyle paylaşacağı bir şey olurdu. Bazen küçük bir ikram, bazen bir tebessüm, bazen de moral veren bir cümle… Onun öğrencilerine yaklaşımında sadece öğretmenlik değil, gerçek bir gönül bağı vardı. Destekleme ve Yetiştirme Kurslarının son ana kadar devam eden en güçlü derslerinden biri hep coğrafya olduysa, bunun temelinde Tekin hocanın disiplini, çalışkanlığı ve derse olan hâkimiyeti vardı. Çünkü o yaptığı işi sadece görev olarak görmezdi; adeta hayatının bir parçası gibi yaşardı.

Okulun hangi etkinliğini düşünsem içinde mutlaka Tekin hocanın emeği vardır. Organizasyonlarda en önde olurdu. Bir iş yapılacaksa önce o taşın altına elini koyardı. Halı saha maçlarımızın değişmez oyuncularındandı. Maç öncesi yapılan tatlı atışmalar, maç sonrası edilen sohbetler hâlâ kulaklarımda. Kantindeki kahvaltılarımızın en samimi anlarında yine Tekin hocanın neşesi olurdu. Okuldan ayrılan arkadaşlarımız için düzenlenen veda yemeklerinde organizasyonu çoğu zaman o üstlenirdi. İnsanları bir araya getirmeyi, dostluğu büyütmeyi bilirdi.
Ama benim için Tekin hocanın yeri bütün bunların da ötesindeydi. O sadece bir meslektaş değildi. O benim için bir abi, bir yol arkadaşı, bazen dert ortağıydı. Yorulduğumuz zamanlarda yaptığı bir espriyle hepimizi güldüren, moralimizin bozuk olduğu günlerde omzumuza dokunup güç veren insanlardan biriydi. Yıllar geçti, nice öğrenciler mezun oldu, nice öğretmenler geldi geçti ama Tekin hocayla biriken hatıraların yeri hep ayrı kaldı.
Şimdi dönüp geriye baktığımda, birlikte geçirilen yılların ne kadar kıymetli olduğunu daha iyi anlıyorum. Kantinde yaptığımız kahvaltılar, okul çıkışlarında edilen sohbetler, halı sahadaki maçlarımız, okul dışında birlikte harcadığımız mesailer… Bunların hiçbiri benim için sıradan anılar değil. Her biri bugün içimde ayrı bir sızı, ayrı bir tebessüm bırakıyor. İnsan bazı insanlara hiçbir zaman doymazmış; bunu Tekin hocam sayesinde öğrendim. Geçen onca yıla rağmen “iyi ki biraz daha vakit geçirseydik” duygusu hep içimde kaldı.
Kıymetli hocam…
İyi ki hayatımda yer aldınız. İyi ki sizi tanıdım. Geride bıraktığınız sadece bir öğretmenlik hayatı değil; yüzlerce öğrencinin duası, onlarca dostun gönlünde silinmeyecek izlerdir. Eğer istemeden bir kusurum, bir kırgınlığım olduysa hakkınızı helal edin. Sizin üzerimdeki emeğiniz, dostluğunuz ve ağabeyliğiniz benim için her zaman çok kıymetli olacak.
Bundan sonraki emeklilik hayatınızın sağlıkla, huzurla ve mutlulukla geçmesini yürekten diliyorum. Kıymetli eşiniz Sibel Hanım ve canınız Taha ile birlikte nice güzel, huzurlu ve bereketli yıllarınız olsun. Rabbim yüzünüzden tebessümü hiç eksik etmesin.
Sizi çok seviyorum Tekin hocam…
Ve biliyorum ki okul koridorlarında sizin sesiniz, öğrencilerinizin hafızasında anlattığınız haritalar ve gönlümüzde bıraktığınız güzel hatıralar uzun yıllar yaşamaya devam edecek.


