Dünya Kupası'nda istediğimiz sonuçlar gelmedi. Yine de ay-yıldızlı forma altında verilen mücadele, bir nesle yeniden inanmayı, umut etmeyi ve hayal kurmayı öğretti.
Yirmi dört yıl aradan sonra bizi yeniden Dünya Kupası sahnesine taşıyan bir milli takım izledik. Dünya Kupası grup elemelerinde ve play-off maçlarında ortaya konulan mücadele, inanç ve kararlılık bugünlere gelmemizi sağladı. Aylar süren çalışmaların, fedakârlıkların ve büyük emeklerin sonunda Türkiye yeniden dünyanın en büyük futbol organizasyonunda yer aldı.
"Bizim Çocuklar" diye sahiplendiğimiz futbolcularımız, milyonlarca insanı yeniden aynı heyecanın etrafında buluşturdu. Kahvehanelerde, evlerde, iş yerlerinde, sokaklarda insanlar yeniden milli takım konuşmaya başladı. Uzun yıllardır eksik kalan Dünya Kupası heyecanı yeniden hayatımıza girdi.

Her şey güzel başlamıştı. Dünya Kupası'na katılmak başlı başına önemli bir başarıydı. Grup aşamasında Avustralya ve Paraguay karşısında alınan mağlubiyetlerin ardından eleştiriler yükseldi. Oysa futbol, sadece kazananların hikâyesinden ibaret değildir. Kaybetmek de oyunun bir parçasıdır.
Sahaya çıkan futbolcularımız ellerinden gelen mücadeleyi ortaya koydu. Direkten dönen toplar, rakip kalecilerin başarılı kurtarışları, son vuruşlardaki eksiklikler ve kaçan fırsatlar sonuç üzerinde etkili oldu. Futbol bazen birkaç santimetreyle, bazen birkaç saniyeyle farklı bir hikâye yazdırır.
Direkten dönen o toplar ağlarla buluşsaydı bugün aynı futbolcuları nasıl konuşuyor olacaktık? Belki de onları göklere çıkaracak, yeni kahramanlık hikâyeleri yazacaktık. Futbolun güzelliği kadar acımasızlığı da burada saklıdır.
Milli takım oyuncularımıza ve teknik heyete yapılan eleştirilerin önemli bir bölümünün haksız olduğunu düşünüyorum. Hepimiz gruptan çıkmayı istedik. Bir üst turu hayal ettik. O hayal gerçekleşmedi diye verilen emeği görmezden gelmek doğru değildir.
Bugün yapılması gereken, başarısızlık üzerinden suçlu aramak değil; eksiklerimizi görmek, dersler çıkarmak ve geleceğe daha güçlü hazırlanmaktır. Dünya Kupası'nda kazanılan tecrübe, gelecek yılların en önemli kazanımlarından biri olacaktır.

Bu takım bize yalnızca futbol izletmedi. Uzun yıllardır unutmaya başladığımız bir duyguyu yeniden hatırlattı. Yeniden heyecanlandık, yeniden umutlandık, yeniden maç saatlerini bekledik. Çocuklar futbolcu olmanın hayalini kurdu, gençler ay-yıldızlı formanın peşinden koştu.
Belki gruptan çıkamadık. Belki istediğimiz sonuçları alamadık. Fakat bir nesle yeniden hayal kurdurmayı başardık.
Bazen bir turnuvanın en büyük başarısı kupayı kaldırmak değildir. İnsanlara yeniden inanacak bir hikâye bırakabilmektir.
Bu nedenle ay-yıldızlı formayı terleten futbolcularımıza, teknik heyetimize ve bu yolculukta emeği bulunan herkese teşekkür etmek gerekir.
Allah hepsinden razı olsun.
Onlar, yirmi dört yıllık hasretin ardından bir millete yeniden Dünya Kupası heyecanını yaşattılar. Daha da önemlisi, bir nesle yeniden hayal kurdurdular.


