GÜNCEL
Yayınlanma : 24 Ağustos 2026 15:54

“Zulme sessiz kalmıyor, hakikatten geri durmuyoruz”

“Zulme sessiz kalmıyor, hakikatten geri durmuyoruz”

Erzurum’da hekimler, sağlık çalışanları ve vatandaşlar, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına tepki göstermek ve Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek amacıyla düzenledikleri sessiz yürüyüşü 145’inci haftasında da sürdürdü.

145 HAFTADIR AYNI ÇAĞRI

Erzurum’da sağlık çalışanları ve vatandaşların katılımıyla gerçekleştirilen sessiz yürüyüş, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına tepki amacıyla 145 haftadır aralıksız devam ediyor. Hekimler, sağlık çalışanları ve vatandaşlar, Gazze’de yaşananlara dikkat çekmek, hayatını kaybeden sivilleri anmak ve Filistin halkına destek vermek amacıyla bir kez daha bir araya geldi. Sessiz yürüyüşün ardından grup adına açıklamalarda bulunan Dr. Kübra Göğebakan, haftalardır sürdürülen eylemin yalnızca bir protesto olmadığını, aynı zamanda yaşananlara karşı toplumsal bir vicdan ve hafıza oluşturma çabası olduğunu ifade etti.

“TARİHE ŞERH DÜŞÜYORUZ”

Dr. Kübra Göğebakan, zulmün sıradanlaştırıldığı ve insanlığın sessiz kaldığı bir ortamda 145 haftadır meydanlarda olduklarını belirterek, “Zulmün sıradanlaştırıldığı, insanlığın sustuğu yerde, bizler 145 haftadır buradayız, tarihe şerh düşüyoruz” dedi. Filistin meselesinin yalnızca 7 Ekim sonrasında yaşananlarla değerlendirilemeyeceğini ifade eden Göğebakan, sorunun yaklaşık bir asra yaklaşan işgal sürecinin, gasp edilen toprakların ve unutturulmak istenen bir halkın mücadelesi olduğunu söyledi. Göğebakan, “Bilinsin ki Filistin meselesi takvimlerin 7 Ekim’ine sığdırılamaz; bu dert, bir asra yaklaşan bir işgalin, gasp edilen toprakların ve unutturulmak istenen bir halkın feryadıdır” ifadelerini kullandı.

“HAKİKATTEN BİR ADIM DAHİ GERİ DURMUYORUZ”

145 haftadır kesintisiz şekilde sürdürülen nöbete rağmen Filistin’de yaşanan acıların sona erdirilememesinin kendilerinde büyük bir mahcubiyet oluşturduğunu dile getiren Göğebakan, bu duygunun mücadeleden vazgeçmek anlamına gelmediğini vurguladı. Göğebakan, “145 haftadır kesintisiz süren bu nöbetimize rağmen, hâlâ kardeşlerimize can simidi olamamış, o kanlı çarkı tamamen kıramamış olmanın yakıcı mahcubiyetiyle başımızı öne eğiyor; fakat hakikatten bir adım dahi geri durmuyoruz” dedi.

“BU MAHCUBİYET DİRİLİŞ MUŞTUMUZ OLACAKTIR”

Hadislerinden örnekler veren Göğebakan, inananların zorluklar karşısında ümitsizliğe kapılmaması gerektiğini ifade etti. Göğebakan, “Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de, ‘Gevşemeyin, hüzünlenmeyin; eğer gerçekten inanıyorsanız üstün gelecek olan sizlersiniz’ (Âl-i İmrân, 139) buyurmaktadır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ise bizlere müminlerin birbirine kenetlenmiş bir bina gibi olduğunu hatırlatmıştır” ifadelerini kullandı. Filistin’de yaşanan kayıpların kendilerinde derin bir vicdan muhasebesi oluşturduğunu belirten Göğebakan, “Üzerimizde büyük mahcubiyetler var. Koruyamadığımız her kardeşimiz için ayrı bir vicdan azabı çekiyoruz. Bu mahcubiyet bizim teslimiyetimiz değil, diriliş muştumuz olacaktır” diye konuştu.

“ÜMMET YENİDEN TOPARLANACAK”

İslam dünyasının siyasi, iktisadi, fikrî ve askerî açıdan yeniden toparlanması gerektiğini dile getiren Göğebakan, yaşananların daha güçlü bir birliktelik ortaya çıkarması gerektiğini söyledi. Göğebakan, “Ümmet-i Muhammed, üzerindeki gaflet perdesini yırtacak; siyasi, iktisadi, fikrî ve askerî olarak yeniden toparlanacaktır” dedi. Bu toparlanmanın yalnızca Filistin’le sınırlı kalmaması gerektiğini ifade eden Göğebakan, Kudüs ve Gazze’nin yanı sıra Doğu Türkistan, Yemen, Sudan ve Myanmar gibi bölgelerde yaşayan mazlumların da huzur ve özgürlüğe kavuşmasını temenni ettiklerini belirtti.

TÜRKİYE’NİN SORUMLULUĞUNA VURGU

Türkiye’nin bölgedeki rolüne de değinen Göğebakan, ümmetin birlik ve beraberliğinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Bu doğrultuda atılacak stratejik adımların İslam dünyasının ortak geleceği açısından önem taşıdığını ifade etti. Göğebakan, “Bu diriliş yolunda atılan her stratejik adımın, ümmetin vahdetine ve kutsallarımızın muhafazasına vesile kılınmasını temenni ediyoruz” dedi. Türkiye’nin, İslam’ın kalbi ve kıble olarak nitelendirilen Mekke-i Mükerreme başta olmak üzere mukaddes beldelerin emniyeti ve korunması adına üstlendiği sorumluluklara da dikkat çeken Göğebakan, Türkiye’nin yürüttüğü stratejik mutabakat ve güvenlik adımlarının ümmet coğrafyasına hayırlar, istikrar ve bereket getirmesini temenni ettiklerini söyledi.