GÜNCEL
Yayınlanma : 16 Şubat 2026 12:27
Düzenleme : 16 Şubat 2026 12:28

Vicdan Nöbeti 118 haftadır devam ediyor

Vicdan Nöbeti 118 haftadır devam ediyor

Haber/Hüseyin ATALAY

Erzurum’da hekimler, sağlık çalışanları ve çok sayıda vatandaşın katılımıyla düzenlenen ‘Sessiz Yürüyüş’, 118. haftasında da devam etti. Yürüyüşün ardından açıklamalarda bulunan Aile Hekimi Dr. Ahmet Kar, Gazze başta olmak üzere dünyanın farklı coğrafyalarında yaşanan zulümlere dikkat çekerek, İslam ümmetinin sorumluluğuna vurgu yaptı.

‘118 haftadır içimizdeki sızıyla bir aradayız’

Erzurum’da düzenli olarak gerçekleştirilen ve kamuoyunda ‘Sessiz Yürüyüş’ olarak bilinen vicdan nöbeti, 118. Haftasında da yoğun katılımla gerçekleştirildi. Hekimler, sağlık çalışanları ve vatandaşlar, dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan insan hakları ihlallerine dikkat çekmek amacıyla bir araya geldi. Program sonunda konuşan Aile Hekimi Dr. Ahmet Kar, 118 haftadır aynı acı ve sorumluluk duygusuyla toplandıklarını belirtti. Dr. Kar, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: ‘118 haftadır burada içimizdeki utanç ve sızı ile bir araya geliyoruz. Birbirimizle dertleşiyor, dünyanın farklı coğrafyalarında yaşanan zulümlere çareler aramaya çalışıyoruz. Rabbimize sığınıyoruz.’ Dünyanın farklı bölgelerinde sivillerin hedef alındığını ifade eden Kar, özellikle çocukların, kadınların ve yaşlıların ağır bedeller ödediğini vurguladı.

‘Bombalar altında kalan masumlar var’

Savaş ve çatışma bölgelerinde yaşanan insani dram detaylı şekilde dile getirildi. Dr. Kar, ‘Yaşadıkları şehirlerin üzerine binlerce ton bomba atılan çocuklar, kadınlar ve yaşlılar var. Kendilerine insani yardım ve ilaç ulaşması engellendiği için açlıktan ve hastalıktan hayatını kaybeden insanlar var. Evleri enkaza döndüğü için yağmur sularının altındaki çadırlarda soğuktan titreyen bebekler var’ dedi. Yaşananların vicdan sahibi herkesi sorumluluk almaya davet ettiğini belirten Kar, ‘Gördüklerimiz ve duyduklarımız, hissedebilen kalpleri bir şeyler yapmaya çağırıyor’ ifadelerini kullandı.

Küresel sistem eleştirisi

Yalnızca savaşın taraflarını değil, küresel düzeni de eleştiren Kar, mevcut dünya sisteminin adalet üretmekte yetersiz kaldığını savundu. ‘Siyonist işgalciler ve onları destekleyen, dünya üzerinde düzensizliği ve kaosu körükleyen küresel düzen insanlığımızı ifsad ediyor’ diyen Kar, insan hakları, demokrasi ve özgürlük söylemleriyle hareket eden aktörlerin yaşanan vahşet karşısındaki tutumlarını sorguladı. Son dönemde gündeme gelen uluslararası skandallara da değinen Kar, küresel sistemin ahlaki tutarlılığını kaybettiğini ifade etti.

‘Gazze bir toprak parçası değil, bir bilinçtir’

Dr. Kar, Gazze halkının yaşadığı ağır şartlara rağmen gösterdiği direnişi ‘izzetli bir duruş’ olarak nitelendirdi. ‘Gazze halkı tüm dünyaya gösterdi ki Gazze bir toprak parçası değil, bir bilinçtir’ diyen Kar, zulme karşı yalnızca Allah’a dayanarak direnen bir iradenin varlığına dikkat çekti. Gazze’nin, insanın anlam ve amacını koruma mücadelesinin sembolü haline geldiğini dile getirdi.

‘İslam ümmeti olarak nerede duruyoruz?’

Gazze’nin yanı sıra Doğu Türkistan, Arakan ve Sudan gibi bölgelerde yaşanan zulümlere de değinen Kar, ‘Bir bedenin ağrıyan bir yeri olduğunda diğer uzuvları nasıl tepki veriyorsa, bizler de aynı hassasiyeti gösterebiliyor muyuz?’ sorusunu yöneltti. Kur’an-ı Kerim’de İslam ümmetine yüklenen ‘iyiliği emretme ve kötülükten sakındırma’ sorumluluğunu hatırlatan Kar, bu emanetin gereğinin yeterince yerine getirilip getirilmediğinin sorgulanması gerektiğini ifade etti.

Selahaddin Eyyubi örneğiyle birlik mesajı

Dr. Kar, konuşmasında tarihi bir örneğe de yer verdi. Selahaddin Eyyubi’nin Beytülmakdis’i fetih sürecine değinen Kar, Diyarbakırlı kadınların hediye ettiği gül suyu rivayetini ve Mescid-i Aksa için hazırlanan minber hikâyesini hatırlattı. Bu örneklerle toplumun her kesiminin aynı ideale yönelmesi gerektiğini vurgulayan Kar, ‘Hepimiz bir Selahaddin olmayabiliriz. Ancak herkesin yapabileceği bir şey vardır’ dedi. Toplumun farklı kesimlerinin eş zamanlı gayret göstermesi gerektiğini belirten Kar, kimi insanların kalemiyle, kimi insanların ilmiyle, kimi insanların emeğiyle katkı sunabileceğini ifade etti.

‘Emri bil maruf, nehyi Anil Münker sorumluluğumuzdur’

Konuşmasının sonunda İslam ümmetine yüklenen sorumluluğa dikkat çeken Kar, yapılan tüm çabaların ‘emri bil maruf, nehyi anil münker’ kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Fani hayatın geçiciliğine işaret eden Kar, geride kalacak olanın samimi niyetler, Salih ameller ve hayırla anılan işler olduğunu ifade etti. Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatının, zulüm karşısında izlenmesi gereken yöntemin en güzel örneği olduğunu belirten Kar, Müslümanların bu örnekliği içselleştirerek yaşamaları gerektiğini sözlerine ekledi. 118 haftadır devam eden sessiz yürüyüş, yapılan dua ile sona erdi. Katılımcılar, zulüm sona erene kadar vicdan nöbetini sürdürme kararlılıklarını yineledi.