Haber/Faruk KÜÇÜK
23 yaşındaki Oğuzhan Yaşar, 15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanlığı Külliyesi önünde bombayla ağır yaralandı, 19 gün sonra şehit oldu. Tabuta sığmayan bedenine sığdırdığı imanla, bir milletin direnişine adını yazdırdı.
15 Temmuz gecesi şehadete yürüyen kahramanlardan biri de Erzurumlu Oğuzhan Yaşar'dı. Henüz 23 yaşındaydı, hayatının baharındaydı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ifadesiyle "1.95 boyunda bir fidan"dı. Askerliğini yapıyordu. İzni sırasında Ankara’daki evindeydi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çağrısını duyar duymaz hiç düşünmeden sokağa çıktı. Önce TRT'nin önüne, ardından da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne koştu. Vatan aşkıyla dolu yüreğiyle FETÖ'cü hainlerin karşısında durdu. Sabah saat 06.00 sıralarında atılan bombayla ağır yaralandı. Şarapnel parçası beynine saplandı. 19 gün boyunca hastanede yaşam mücadelesi verdi. Direndi, sabretti ama 1 Ağustos 2016'da, saat 17.30 sularında şehadet şerbetini içti.

10 YILDIR AYNI ACIYI YAŞIYORUM
Baba Ahmet Yaşar, 2016'da FETÖ terör örgütü hain bir darbe girişimiyle vatanlarını, milletini ve bayraklarını hiçe sayarak kurşun sıkıp vatanı yok etmeye çalıştıklarını söyledi. Darbe girişimiyle çok sayıda şehit verdiklerini ve gazilerin olduğunu ifade eden baba Yaşar, “Hainler hakkettiğini buluyor. 10 yıl geçmesine rağmen hala aynı acıyı yaşıyorum. Vatanım, milletim, bayrağım ilelebet devam etmesini Cenab-ı Allah nasip eylesin” dedi. 15 Temmuz hain, darbe girişiminde bulunan ve hala yakalanamayan vatan hainlerin biran önce yakalanıp adalet karşısına çıkmasını beklediklerini anlatan baba Yaşar, şöyle konuştu: “Darbe girişiminde bulunup gizli yerlerdeki kişilerin bir an evvel bulunmasını devlet büyüklerinden, başta sayın cumhurbaşkanımızdan rica ediyorum. Cenabı Allah inşallah bu hainleri bitirmeyi nasip eyler. Yurt dışındakiler de inşallah getirip adalete teslim ederler. 15 Temmuz benim Anadolu’mu, Türkiye’mi, ezanımı, bayrağımı ve milletimi yok etmek amacıyla 40 yıllık hesap ve kitaplarla Türkiye’yi yok edip dış güçlere bağlamayı amaçlardılar ama rabbim buna izin vermedi. Milletimiz, sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderlik etmesiyle büyük bir mücadele verdiler. Onlar yok oldular benim bayrağım, ezanım, milletim ve vatanım ilelebet devam ediyor. Cumhurbaşkanımızın canlı yayına bağlanmasıyla milletimiz hain darbe girişimine izin vermedi.”
15 TEMMUZ GECESİ TÜRKİYE’NİN TEKRAR DİRİLİŞ GECESİYDİ
Baba Yaşar, o gece saat 23.30 sularında iki oğlunu da telefonla aradı. Oğuzhan'la yaptığı son konuşmayı gözleri dolarak anlattı: "15 Temmuz gecesi Türkiye'nin tekrar diriliş gecesiydi. Allah o geceyi hiçbir zaman Türk milletine, benim Anadolu'ma bir daha nasip etmesin. Dikkatli olun dedim. Oğlum, 'Baba bu büyük bir darbe. Adamlar kurşun sıkıyor ama biz buna direneceğiz. Ne olacaksa olsun' dedi. Ve telefonu kapattı." Ardından Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne doğru hareket etti. Salât-ü selamlar okunduğu sırada halkla birlikte yürüyordu. Tam o esnada bomba atıldı. Parçalanan şarapnel parçası Oğuzhan'ın kafasına isabet etti. Hemen hastaneye kaldırıldı. Baba Yaşar, "Doktorlar şehidime müdahale ediyorlar ve şehidim 18 gün gazi olarak ve son gün şehidimi göstermediler. Şarapnel parçası şehidimin beynini yakmıştı ve beynimi vermek istedim ama kabul etmediler. Oğlum 19’uncu gün şahadet şerbeti içti. İnşallah bir daha 15 Temmuz’u yaşamayız” ifadelerini kullandı.

1.95 BOYUNDA BİR FİDAN
“Evlat acısı o hain darbe girişimcileri bilmez, evlat nedir bilmez, vatan nedir bilmez, bayrak nedir bilmez, namus nedir bilmez” diyen baba Yaşar, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la evladımın naaşını görmeye gittik. Cumhurbaşkanımız bana şunu dedi: ‘Sen bu fidanı nasıl yetiştirdin, bende rabbimizin verdiği rızıklarla yetiştirdim’ dedim. Cumhurbaşkanımız, ‘1.95 boyunda bir fidanımız dedi.’ Oğuzhan fizikken büyük bir gençti ama imanıyla daha da büyüktü. Vefatından sonra otopsi işlemleri tamamlandı. Fakat cenazesi, ilk hazırlanan tabuta sığmadı. İkinci tabut getirildi, yine sığmadı. Üçüncü tabut da yetmedi. En sonunda Bolu'dan uçakla özel bir tabut getirildi. Oğuzhan, ancak o tabuta yerleştirilebildi. Üç tabut değişti ama oğlumu ancak özel bir tabut taşıyabildi. O tabut şuan bizim köyün camisinde. Camii’de o tabutu gördüğümde her seferinde farklı bir duygu yaşıyorum. Nice Koçyiğitler bu vatan için canını verdi. Bizim canımız bu vatan için feda olsun. Benim bir Oğuzhan’ın gitti ama binlerce Oğuzhan rabbim dünyaya getirdi. 10 yıl oldu ve artık nöbet devri onların. 10 yıl oldu ama evlat acısı hep aynı. Vatan dendiği zaman insan farklı oluyor. Vatan sağ olsun.”
10 YILDIR 15 TEMMUZ YAKLAŞINCA KÖTÜ OLUYORUM
Annesi Necmiye Yaşar da "Ben onu askere uğurlarken kınasını yakmıştım, nasip o güne oldu. Vatana şehit verdim. Gözyaşlarım durmadı. Bunu yapanların çocukları yok muydu? Bu nasıl bir vicdandır. İnsanların üzerine kurşun yağdıran biri Müslüman olabilir mi. Oğlum, şehit olmadan 2 gün önce beni Erzurum'a yollamıştı. Terminalde bana sarıldı. Uzun uzun baktı. Sanki içine doğmuştu. O günden sonra Ankara'ya gidemedim. Bize bu acıyı yaşatanlarla mahşerde hesaplaşacağız. Vatanımız sağ olsun. Tek dileğim bu hainlikler yanlarına kalmasın. 10 yıldır 15 Temmuz yaklaşınca hep kötü oluyorum, vücudumda ağrılar başlıyor ve hep hastayım. Psikolojim bozulmuş, artık dayanamıyorum. Oğlumu unutamıyorum” Diye konuştu.

