Gazetemize yazılarıyla emek veren eğitimci/yazar Hakan Karakaş’ın söyleşi tadında kaleme aldığı “Suskun Akşamların Sesi; Bir Gönül Adamının Nefesi” isimli kitabı yayımlandı.
Gazetemizdeki köşe yazıları ile okurlarımızın ilgiyle takip ettiği eğitimci/yazar Hakan Karakaş, kendisi ile gerçekleştirdiğimiz röportajda Erzurum Büyükşehir Belediyesi tarafından baskısı gerçekleştirilen “Suskun Akşamların Sesi; Bir Gönül Adamının Nefesi” isimli söyleşi kitabına dair değerlendirmelerde bulundu.
‘KÜLTÜR YARINA BIRAKILAN BUGÜNÜN İZİDİR’
Eğitimci/yazar Hakan Karakaş, ‘Kültür, toplumun salt geçmişten devraldığı bir miras olmamakla beraber; geleceğe aktarmak adına yarınlarımıza ait olanı bugün düzleminde taçlandırarak taşımamız gereken ulvi bir emanetimizdir. Kısaca kültür; yarına bırakılan bugünün izidir. Kültür; dil, inanç, sanat, edebiyat alanlarının gelenek ve düşünce ile harmanlanmasıyla oluşur. Bu olgular kültürün görülmesi gereken yüzleridir. Kültür uygarlığın anahtarıdır. Kültür ve uygarlık eşgüdüm halindedir. Kültür de uygarlık da durgunluk kabul etmez. Uygarlığın çağı yoktur, tanımlanabilir olmayı gerektirir. Uygar diye isimlendirdiğimiz yaşadığı çağa mührünü vuran kişidir. Yani herkes yaşadığı çağda vurmuş olduğu mühür ile o çağın uygarıdır. Öyle yaşanmışlıklar vardır ki çağları aşan uygarlıklarıyla insanlara örnek olmaya halen daha devam etmektedirler. Örneğin; bir dede torununun imkanlarına sahip olmadığı halde torun dedesinin uygarlık ve medeniyet seviyesine ulaşamamaktadır. Bu yüzden şu asla unutmamalıdır ki; Bugün, dünü olanların, yarın ise düne bugünün şuuruyla sahip çıkanların hakkıdır. Yani yarın dediğimiz olgu dün ve bugünün irsaliyesi ve bakiyesidir. Bu bakımdan torun, dedesinin yadigarı olduğu gerçeğini aklından asla çıkarmamalıdır. Bu gayret ve azim ile çalışmalıdır. Çünkü gayret ve aksiyoner oluş bu yoldaki en kuvvetli ışık ve pusuladır. Bu doğrultuda hareket eden ekabirler de hareket edişlerinin neticesi ile tarihe isimlerini altın harflerle yazmışlardır. Demek ki her uygarlık bir hareketin neticesidir, bir durum değildir. Durmadan devam eden yolculuğa verilen isimdir ve bir limanı da yoktur.’

‘MÛSİKÎ KÜLTÜRÜN TAŞIYICI UNSURLARINDAN BİRİDİR’
‘İnsanlığın çalışarak ortaya koyduğu eserlerin bütününden ibaret olan medeniyetin herkesle medeni konuşmak olmayıp, herkesle anladığı dilde konuşmayı gerektiren bir unsur olduğu gerçeği hepimizin malumudur. Bu bağlamda toplumun kadim, herkesçe kabul görmüş ve herkesin anladığı bir lisanı da mûsikîdir. Bir toplumun kendi tarihi içerisinde oluşturduğu değer yargılarından müteşekkil olan kültür olgusuna mûsıkî’nin kattığı çeşni de tartışmasızdır. İşte yayımladığımız kitap, ‘mûsikî’ başlığında kültürü bir kavram olarak değil, kültürü yaşatan insanın üzerinden okutmak amacı güdülerek kaleme alınmıştır. Unutmamak için hatırlatanlara, yozlaşmaya karşı direnenlere ve anlam güzelliğini ayakta tutmaya çalışanlara adeta bir selam niteliği taşıyan bu eser, kültür insanının toplumun kültürlenme sürecine olan katkısı, rolü ve misyonunun ayrı bir önem arz ettiği, hız ve haz, tüketim ve yüzeyselliğin baskın hale geldiği yaşadığımız yüzyılda adeta bir pusula göreve görecektir.”
KİTABIN İSMİ PROF. DR. İSMAİL HAKKI GERÇEK’TEN İLHAM ALDI
“Kitabımızın ismi ülkemizin Türk Müziğinde yaşayan çınarlarından ve halen Atatürk Üniversitesi Türk Mûsıkîsi Devlet Konservatuvarı'nda görev yapmakta olan duayen isim Prof. Dr. İsmail Hakkı Gerçek Bey’in kendisine ait olan eserinden mülhem isimlendirilmiştir. Kitabın muhtevası kültürü soyut bir kavram olmaktan çıkararak özellikle genç sanatkarlarımız başta olmak üzere hayata ve hayatlara nasıl temas ettiğini ve temas ettiği insanla nasıl başka bir anlam kazandığını göstermesi bakımından manidardır. Okuyacağınız her satırda, kültürün bir süs değil; bir duruş, bir ahlak ve bir bilinç meselesi olduğu fikri ağır basacaktır. Şu bilinmeli ki kültür, ancak onu taşımasını bilen insanların vicdanı ve sorumluluk bilinçleri ile güçlü olabilir ve kalabilir. Okuyucunun bu kitapta yalnızca bilgiyle değil; düşünceyle, hatırayla, sorumluluk duygusuyla, emekle, samimiyetle karşılaşması arzusundayım.”

‘KÜLTÜRÜ ANLAMAK İNSANI ANLAMAKTAN GEÇMEKTEDİR’
‘Daha önce de bahsettiğimiz gibi kültürün görülmesi gereken yüzlerinin ardında onları yoğuran, taşıyan ve samimiyetle koruyan insanların varlıklarının unutulmaması gerekmektedir. Yadsınamaz emekleri olan kültür emekçisi bu insanlar; yaşadığı çağın tanığı olmakla beraber ona karşı sorumluluk duyan aksiyonerlerdir. Geçmişle bağını koparmadan geleceğe seslenen bu şahsiyetler; var olan köklere(!) tutunarak, yeniyi anlamaya ve anlamlandırmaya çalışanlara geçmişle gelecek arasında bir köprü vazifesi görmektedirler. Kimi zaman bir öğretmen, kimi zaman bir sanatçı, kimi zaman bir yazar ya da farklı bir meslek erbabı olarak karşımıza çıkan bu gönül insanları; kendilerinde var olan derinlik ve mana dehlizleriyle yaşadıkları zamanın fenomenleri olmayı başarmışlardır. İşte bu fenomenlerden birisi de Erzurum’un yetiştirdiği kıymetli değerimiz Prof. Dr. İsmail Hakkı Gerçek hocamızdır. Kendisiyle geçirdiğim vakitleri çok kıymetli ittihaz eden ve aldığım emaneti genç dimağlara aktarmak gibi bir misyonun gereği ile çıkmış olduğum yolculukta Prof. Dr. İsmail Hakkı Gerçek'in talebesi olarak bu güzel çalışmanın ortaya çıkması adına vermiş olduğum küçücük emeğin mutluluğunu taşıyorum. Hayata kıymet katan kıymetli hayatların değerini bilmek şuuru asli bir vazife olmalı insanda. Bunu anlamak için de kendimizle yüzleşmeliyiz. Çünkü, kültürü anlamak, insanı anlamaktan; insanı anlamak da kendinizle yüzleşmekten geçmektedir. İşte bu minval üzere örülmeli vefa ağları. Günümüz dünyasının keşmekeşliğinden uzak, saygıyı, sevgiyi, muhabbeti ve ahde vefayı düstur edinmiş olan her yüreğe kucak dolusu selamlar…’
‘Naçizane ortaya konulan bu eserimiz hocamız Prof. Dr. İsmail Hakkı Gerçek'in uygun olduğu zaman dilimlerinde tevazu ve teveccühü doğrultusunda kendisi ile gerçekleştirdiğimiz sohbet tadında söyleşilerin özeti sadedindedir. Eserin ortaya çıkmasında bizi kabul etmesindeni ve yılmadan sorularımıza yanıt vererek ihya olmamıza vesile olan saygıdeğer hocam Prof. Dr. İsmail Hakkı Gerçek Bey’e, Kitabın baskısını büyük bir iştiyakla sahiplenen Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanımız Mehmet Sekmen Bey’in nezdinde misyonu ve vizyonu gereği, kültürün hem bir kavram olarak hem de kültürü yaşatan bir insanın üzerinden aktarılarak okunmasının uygun olduğu kanaatiyle bu çalışmayı en başından beri destekleyen Kültür İşleri Daire Başkanı Sayın Ergün Engin Beyefendiye, sabır, tahammül ve motivasyonlarından dolayı aileme ve emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum. Eserimizin başta tüm genç dimağlar olmak üzere sanatseverlere, akademisyenlere, öğrencilere, kadim usta-çırak geleneği bağlamında eğitimci ve öğrenci ilişkilerine ışık tutmasını temenni ediyorum’ ifadelerini kullandı.

