Erzurum’da bulunan küçük esnaf, haksız rekabete karşı devletten yardım istiyor. Özellikle Zincir marketler ve AVM’lerin artık çözüme kavuşturulması gerektiğini belirtiyorlar.
Küçük esnaf kategorisine giren birçok iş yeri resmen acılar içinde. Ekonomik olarak zamana ayak uyduramamış, belli bir potansiyelin üzerindeki işletmelere karşı duramamış küçük esnaf, her geçen gün biraz daha geriye gidiyor. Yaklaşık 5 yıl önceye göre daha bitik duruma gelen küçük esnafın derdi ise haksız rekabet.
BATMAYA DEVAM
Daha önceleri birçok medya sektöründe de sürekli gündeme getirilen haksız rekabet, çözüme kavuşturulacağı yerde maalesef daha da kötü bir hal alıyor. Son 5 yıl içerisinde Erzurum’daki AVM sayısı 3’e çıktı. Yine zincir marketlerin sayısı 2 kat oranında arttı. Yaklaşık 5 yıl önce küçük esnafın bu durumlardan şikâyetçi olduğunu dillendirmiştik. Geçen bu kadar zaman durumlar beklenenin çok tersine ilerledi.
BÜYÜK SORUNLAR
Küçük esnafın korunması gerektiği halde haksız rekabet karşısında gün geçtikçe ezildiğini ifade eden Erzurumlu bir esnaf, “Devletin imkanları ile ticaret yapan bazı kurumlar adeta esnaflık yaparak haksız rekabet ortamı oluşturuyor. Zaten zincir marketler ve AVM’lerin haksız rekabetiyle mücadele ediyoruz bir de devlet desteği ile rekabet edecek durumda değil. Devletin imkanları ile ticaret yapan ve esnafa rakip olan faaliyetlerin önüne geçilmeli. Vergisini ödeyen, sigorta primini yatıran, istihdama katkı sağlayan esnaf, haksız rekabetten korunmalı.” dedi.
DURUMLAR KÖTÜ
Durumun genel değerlendirmesini yapan esnaf, “Kamu kurum ve kuruluşları yiyecek-içecek, giysi, ev eşyası, hediyelik eşya gibi mamuller üretip dükkan açarak satış yapıyor. Tüm kamu kurumlarının misafirhanesinde restoranlar, kuaförler, düğün salonları ve spor salonları var. Ancak bu tesisler yalnızca kendi üyelerine mal ve hizmet üretmeli. Kamu kurumlarının imkanlarından yalnızca ilgili kişiler yararlanabilmeli. Aksi takdirde devletin imkanlarını kullanarak daha uygun fiyata mal ve hizmet üreten bu işletmelerle esnafımızın rekabet etmesi mümkün değil. Kimseye yük olmadan kendi yağıyla kavrulan, vergisini, sosyal güvenlik primini ödeyen, istihdama katkı sağlayan esnafımız korunup kollanacağı yerde adil olmayan koşullarda ticaret yapıyor. Hiç kimse kamunun imkanları ile personel çalıştırıp şehrin göbeğinde mağaza açmamalı. Herkes kendi işini yapmalı.” diye konuştu.
HER SEKTÖR ZOR DURUMDA
Küçük esnafın kurtuluşu için gerekenleri söyleyen esnaf, “Bir bakkalın en çok sattığı mamul ekmektir. Bakkalın sattığı ekmeği yerel yönetimler üretip satarsa bakkal ne satacak? Madem ekmeği belediye üretiyor, bari satışını bakkal yapsın. Her mahalleye ait cadde ve sokak aralarında ekmek satan belediye bayisi var. En önemlisi sadece ekmekte satmıyorlar. Her türlü gıda ürünlerine mevsimine göre satıyorlar, Bir başka örnek de tüm kamu kurumlarında vesikalık ve biometrik fotoğraf hizmetinin olması. Zaten dijitalleşme ile işleri daralan fotoğrafçı esnafı vesikalık ve biometrik fotoğraf çekerek ayakta duruyor. Bu hizmeti de kamu kurumları verince fotoğrafçı esnafı yok olmakla karşı karşıya kalıyor. Bu yapılan haksız rekabet karşısında esnaf ve sanatkarımız günden güne güç kaybediyor. Esnafın güç kaybetmesi, ekonominin de güç kaybetmesi demektir. Durumu zayıflayan esnaf, yanında işçi çalıştıramaz hale geliyor. Hem esnafın ayakta kalması hem de ekonominin güçlenmesi için serbest piyasa koşullarına aykırı olan haksız rekabet unsurları bir an önce önlenmeli.” şeklinde konuştu.

