GÜNCEL
Yayınlanma : 12 Ekim 2026 14:06

“Gazze’ye özür borçluyuz”

“Gazze’ye özür borçluyuz”

Erzurum’da Gazze’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek amacıyla hekimler, sağlık çalışanları ve vatandaşların katılımıyla düzenlenen “Sessiz Yürüyüş”, 152. haftasında da devam etti. Yürüyüşün ardından grup adına açıklama yapan Aile Hekimi Ahmet Kar, Gazze’de yaşanan insanlık dramına, Müslümanların sorumluluğuna ve zulme karşı duyarlılığın önemine dikkat çekerek, “Bizler kardeşlerimize bir özür borçluyuz. Sadece dilimizde kalacak bir özür değil, kalbimize indirdiğimiz, ömrümüze yansıyan bir özür” ifadelerini kullandı.

152 HAFTADIR SESSİZ DİRENİŞ SÜRÜYOR

Erzurum’da Gazze’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve Filistin halkıyla dayanışma mesajı vermek amacıyla başlatılan “Sessiz Yürüyüş”, 152. haftasında da sürdürüldü. Hekimler, sağlık çalışanları ve vatandaşların katıldığı yürüyüşün ardından grup adına açıklamalarda bulunan Aile Hekimi Ahmet Kar, haftalardır devam eden sessiz direnişin temelinde Gazze halkının yaşadığı acılar ve gösterdiği direnişin bulunduğunu belirtti. Kar, “Bizler Allah’ın izni ve yardımıyla 152 haftadır sessiz direnişimizde sebat ediyoruz. Sebat için en güçlü dayanağımızsa Gazze’deki kardeşlerimizin 7 Ekim 2023’ten bugüne kesintisiz şekilde arzdan arşa şehadete koşmaları” dedi.

“1095 GÜNDÜR SİSTEMATİK BİR KATLİAM YAŞANIYOR”

Gazze’de yaşananların boyutuna dikkat çeken Ahmet Kar, 7 Ekim 2023’ten bu yana geçen sürecin insanlık açısından ağır bir sınav olduğunu ifade etti. Çocuk, kadın, yaşlı ve genç ayrımı gözetilmeksizin yaşanan can kayıplarına vurgu yapan Kar, 21. yüzyılın teknoloji çağında bütün dünyanın gözleri önünde yaşananların inkâr edilmesini eleştirdi. Kar, açıklamasında, “Soykırımın üçüncü yıl dönümünü yaşadık üç gün önce. 1095 gündür çocuk, kadın, yaşlı, genç demeden sistematik bir katliam yapılıyor. 21. yüzyılda, her şeyin kayıt altına alındığı bu teknoloji çağında, aklımızla dalga geçer gibi inkâr ettikleri bir soykırım” ifadelerini kullandı.

“BİZ ÜMMET OLMAYI UNUTMUŞUZ”

Gazze’de yaşananların yalnızca bölge halkının değil, bütün insanlığın vicdanını ilgilendirdiğini belirten Kar, Müslümanların dayanışma ve kardeşlik sorumluluğunu yeterince yerine getiremediğini dile getirdi. Geçmişte Müslümanların birbirinin acısını kendi acısı gibi hissettiğini hatırlatan Kar, ümmet bilincinin zayıfladığına dikkat çekti. Kar, “Bu üç koca yılda fark ettik ki biz ümmet olmayı unutmuşuz! Hani bir binanın tuğlaları gibiydik? Hani bir vücudun azalarıydık biz? Öyle demişti ümmeti olduğumuz kutlu Nebi. Birimizin canı yanınca diğeri de uyuyamazdı. Birimiz yıkılırsak diğeri omuz olurdu” diye konuştu. Kar, Gazze’den gelen acı görüntülere karşı duyarsızlaşılmasının ciddi bir vicdan sorgulamasını beraberinde getirdiğini belirterek, insanların ekranları kapatarak yaşananlardan uzaklaşabildiğini ancak bunun insanlık sorumluluğunu ortadan kaldırmadığını vurguladı.

“BEBEKLER DAHA DÜNYAYA GELMEDEN HAYATINI KAYBEDİYOR”

Gazze’de özellikle çocukların ve bebeklerin yaşadığı acılara dikkat çeken Ahmet Kar, saldırıların en savunmasız kesimleri hedef alan sonuçlarına vurgu yaptı. Kar, açıklamasında, “Şimdi çok derin gaflet uykularındayız. Binler tonluk bombalar dahi uyandıramıyor bizi. Annelerin arşı titreten feryatlarını duymuyor kalplerimiz. Ekrandan gördüğümüz görüntüler sızlatmıyor yüreğimizi. Ne de olsa hoparlörden gelen sesi kontrol edebiliyoruz, ekranı kapatabiliyoruz kolayca” ifadelerini kullandı. Yaşanan trajedinin boyutunu anlatırken bebeklerin dahi hayata tutunma fırsatı bulamadan yaşamlarını yitirdiğini belirten Kar, “Bebekler bu sefer ağlayamıyor bile. Çünkü daha dünyaya gelmeden, annelerinin karnından ahirete göçüyorlar” dedi.

“VİCDANLARIMIZI ‘AMA’LARLA KATLEDİYORUZ”

Gazze’de yaşananlar karşısında çeşitli gerekçelerin arkasına sığınmanın vicdani sorumluluğu ortadan kaldırmadığını ifade eden Kar, bireysel çabanın önemsiz görülmesini de eleştirdi. “Maalesef hâlâ ‘ama’ diyoruz, vicdanlarımızı ‘ama’larla katlediyoruz. ‘Ama herkes yapıyor’ bahanesi ile avutuyoruz. ‘Ama bir benle mi olacak’ diyoruz” diyen Kar, toplumsal değişimin bireysel adımlarla başlayabileceğini hatırlattı. Gazzelilerin yaşadıkları bütün zorluklara rağmen inançlarını ve duruşlarını koruduklarını belirten Kar, onların sözlerinden çok yaşamlarıyla örnek olduklarını ifade etti. Kar, Gazze halkının hayatta kalma mücadelesinin ve gösterdiği direncin, duyarlılığını kaybetmemiş vicdanlara ulaştığını dile getirdi.

“GAZZE’YE DE, PEYGAMBERİMİZE DE MAHCUBUZ”

Açıklamasında Gazze halkına yönelik derin bir mahcubiyet duyduğunu ifade eden Ahmet Kar, Filistinlilerin ağır şartlar altında mücadele ederken dünyanın geri kalanının sorumluluklarını yeterince yerine getiremediğini belirtti. Kar, “Ey izzetin yurdu Gazze! Ne söz söylemeye ne helallik almaya yüzümüz var. Bizim elimizin de altında olması gereken taşın altına başınızı koyuyorsunuz. Siz bizim yerimize de feda olunuyorsunuz. Biz ise zilletimizden kurtulmaya çalışıyoruz. Çabamız bile eksik, kusurlu. Mahcubuz. Size de, Rasulullah’a da, Rabbimiz azze ve celleye de çokça mahcubuz” ifadelerini kullandı. Gazze halkına yalnızca sözlerle değil, somut davranışlarla da destek olunması gerektiğini vurgulayan Kar, kardeşlik sorumluluğunun günlük hayata yansıtılması çağrısında bulundu.

“YANGINA SU TAŞIYAN BİR NESİL YETİŞTİRMELİYİZ”

Ahmet Kar, açıklamasının son bölümünde, zulme karşı duyarlılığın eyleme dönüşmesi gerektiğini belirterek vatandaşlara bireysel imkânları ölçüsünde sorumluluk alma çağrısı yaptı. Boykotların, protestoların, duaların ve bilinçli nesiller yetiştirmenin bu mücadelenin farklı boyutlarını oluşturduğunu ifade etti. Kar, “Hepimiz unutulacağız. Öyleyse ardımızda unutulmayacak bir şeyler bırakalım. Mahşer günü yüzümüzü ak edecek bir şeyler” dedi. Gazzeliler için dua etmenin, zulme destek verenlere karşı boykot uygulamanın, protestolar düzenlemenin ve çocukları duyarlı bir bilinçle yetiştirmenin önemine değinen Kar, “Elimizden gelen her ne ise ‘bir benle mi olacak’ demeden yangına su taşımak, sapanla taş atmak gibi” ifadelerini kullandı. Açıklamasını gelecek nesillere yönelik temenniyle tamamlayan Kar, “Kuşu ölen çocuğa taziyeye giden bir devlet lideri olan Rasulullah’ın vicdanı ile vicdanlanmış bir nesil niyaz ederiz Rabbimizden. Gazzelilerin onuru ile onurlanmış bir nesil ümit ederiz ümmetin kurtuluşu için. Umarız ki bizim attığımız tohumlar filizlenir de mahşerde yüzümüzü ak edecek nesillerimiz olur” diye konuştu.