Kırsalda yaşayan çiftçi, ürettiği ürünün, emeğinin karşılığını alamadığı için artık çiftçiliği bırakarak şehre göç ediyor.
Son yıllarda Erzurum’da olduğu gibi Türkiye’nin dört bir yanındaki çiftçiler bir bir azalmaya başladı. Türkiye genelinde üretim yapılan tarım arazisi, her ne kadar istatistiki verilere göre fazla olsa da gerçekler çok acı. Maalesef, tarım arazisi olarak görülen onlarca dönüm tarla boş. B durum hemen hemen de aynı şekilde hayvancılıkta da geçerli.
DÜŞÜŞTEYİZ
Hayvancılık ve tarım arazisindeki bu azalmanın temel sebebinde ise birkaç farklı sebep gösterilebilir. En baştaki sebep olarak maliyetin artması ve buna karşılık da gelirin düşmesi olsa da devamında izlenen yanlış politikada gösterilebilir. Sonuçta ortaya çıkan tablo da ise Türkiye üretimde her geçen gün düşerken, maliyetlerde her yıl bir tık daha artıyor.
SONULAR AĞIRLAŞIYOR
Son yıllarda marketler ve manavlarda ve hatta pazarlarda satılan birçok üründe bu durumun etkisini fazlasıyla görüyoruz. Fiyat etiketlerindeki birçok ürün resmen tavan yapmış durumda. Çiftçinin üretimi durdurup şehre göçmesiyle birlikte tüketim miktarı da maalesef tavan yapmış halde. Burada çözüm olarak ise, üretime yapılacak bir doping olarak görülüyor.
PES EDİYORLAR
Baba mesleği olan ve çiftçilik içinde büyüyen Recai Coşkun, artık çiftçiliği bıraktığını ve şehre yerleşmeye karar verdiğini dile getirdi. Çiftçilik mesleğinin artık devam ettiremediğini, başka çaresi kalmadığını vurgulayan eski çiftçi Coşkun, Şartların daha ağır, maliyetin daha fazla, stresin daha yüksek hale geldiğini dile getiren Coşkun, ‘cebimiz de, umudumuzda bitti’ diyerek her şeyi geride bıraktığını söyledi.
DURUMLAR VAHİM
Recai Coşkun, “Ben 40 yaşındayım ve bu işin içinde doğdum. Koyunlarımız, büyükbaşlarımız vardı. Dönüm dönüm arazilerimiz hala var. Yıllarca bu işi yaptık. Babam vefat etmeden hemen önce hemen hemen de tüm kontrolü bana aktarmıştı. O zaman bu zamana sadece ben yapıyorum. İlk zamanlar işlerde sıkıntı yoktu. Yapıyor, ediyor ve kazanıyorduk. Faka son birkaç yıldır işler iyice sarpa sardı. Şu anda bir ineğin fiyatı 3 bin TL’den satılıyor. Bundan bir yıl önce aynı inek 5 bin TL’ydi. Yine bundan 2 yıl önce aynı inek 7 bin TL’ydi. O yıllar 7 bin TL’ye sattığımız ineğin bize maliyetin 2-3 bin TL’ydi. Şu anda bu maliyet arttı ve buna karşılık gelir dibe vurdu. Yine aynı şekilde inekten aldığımız ek gelirlerde azaldı. Süt satardık, yağ satardık, yoğurt satardık, peynir satardık. İnanın, markette gördüğünüz aynı ürünü biz neredeyse bedavaya veriyoruz. Sıkıntının temelinde alıcı bile yok. Fakat markette her şey ateş pahası ve alıcısı çok. Şartlar bu kadar çok bizim aleyhimize dönünce bizde artık pes ettik ve şehre göçmeye karar verdik. Artık şehre yerleşip orada bir iş bulup çalışmaya karar verdi.” diye anlattı.

