ERZURUM
Yayınlanma : 28 Temmuz 2026 20:50
Düzenleme : 28 Temmuz 2026 21:02

Bir Törenden daha fazlası...

Bir Törenden daha fazlası...

Yorum-Analiz

DAGC KIRMIZI HALIDA...

Bazı geceler vardır takvime değil, toplumsal hafızaya yazılır.
Geçen gece Doğu Anadolu Gazeteciler Cemiyeti'nin (DAGC) düzenlediği Başarılı Gazeteciler Ödül Töreni, işte böyle bir geceydi.
Erzurum, uzun zamandır, belki de ilk kez gazeteciliği kamusal hayatın asli unsurlarından biri olarak sahneye çıkardı
Salona bakınca bunu anlamak zor değildi.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, Vali Aydın Baruş, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, milletvekilleri, ilçe belediye başkanları, Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay, akademisyenler, sivil toplum temsilcileri...
Protokol, deyim yerindeyse, hiç bu denli bir araya gelmemişlerdi.
Kimi zaman protokol, devletin resmi kıyafetidir kimi zaman da bir mesleğe verilen sessiz değerin görünür halidir. O gece için ikinci ihtimal daha doğruydu.
On beş ili kapsayan organizasyonda iki yüzü aşkın eser değerlendirilmiş, yirmi beş ayrı kategoride yetmiş isim ödüllendirilmişti. TRT Erzurum Radyosu'ndan Ömer Ergedik'in zarif sunumuyla ilerleyen gece, iyi planlanmış bir organizasyon (nazarlık karışıklıklar olsa da) ve  bölgesel medyanın kendisine duyduğu güvenin ilanıydı.
Bu geceye bazı arkadaşlar “Doğu'nun Medya Oscarları” benzetmesi yapıyor.
Abartılı mı?
Hayır.
Çünkü büyük organizasyonların büyüklüğü dağıttıkları ödüller kadar, oluşturdukları psikolojiyle de ölçülür.
Oscar, Hollywood'un kendine duyduğu güveni temsil eder.
Pulitzer, gazeteciliğin vicdanını.
Nobel, bilimin ve edebiyatın evrensel hafızasını...
Bu tören ise, bir yandan başarılı gazetecilere ödül dağıtan bir organizasyon ama, -belki de en önemlisi- Erzurum basınının uzun yıllardır yıpranan toplumsal / kurumsal itibarını yeniden ayağa kaldıran güçlü bir semboldü.
Bu camiada herkes bilir, son yıllarda, özellikle Erzurum'da gazetecilik mesleği, ürettiği kamusal değerin çok gerisinde bir saygınlık algısıyla anılır haldeydi. Gazeteciler artık kamuoyunu şekillendiren aktörler olmaktan çok, sıradanlıkla anılmaya başlanmışlardı. Mesleğin kurumsal itibarı aşınmış, gazetecinin toplumsal ağırlığı olabildiğince zayıflamıştı. 
İşte bu yüzden o gece salondaki tablo, protokol listesinden ibaret değildi.
Türkiye Cumhuriyeti'nin en etkili iki bakanının, valinin, milletvekillerinin, belediye başkanlarının, Basın İlan Kurumu Genel Müdürünün, üniversite yöneticilerinin, bürokrasinin ve STK’ların en üst temsilcileri ile şehrin karar verici bütün aktörlerinin aynı çatı altında, yalnızca gazetecilik için bir araya gelmesi, aslında güçlü bir toplumsal mesajdı.
Devlet, siyaset, akademi, yerel yönetimler ve STK’lar gece aynı cümlede buluşuyordu: “Gazetecilik, bu şehrin vazgeçilemeyecek kadar önemli bir mesleğidir”.
Bazı görüntüler, sözcüklerden daha güçlüdür. O gece çekilen fotoğraflar da bu türdendi. Çünkü yıllardır mesleğin üzerine çöken değersizlik algısını, o salondaki temsil gücü dağıtıyordu. On yıllardır çeşitli sebeplerle aşınan, zaman zaman itibarsızlaştırılan, hatta yer yer örselenen gazetecilik mesleği ve gazeteciler, belki de ilk kez böylesine güçlü bir kamusal sahiplenmeyle karşılaşıyordu.
Yinelersek, Erzurum'da gazetecilik mesleğinin uzun yıllardır kaybettiği saygınlık, o gece yeniden görünür hale geldi. Gazeteciler ödüllerinin yanı sıra şehrin en yüksek temsil düzeyinde yeniden itibar gördüler. O gece kırmızı halıda yürüyenler yıllardır gölgede kalan bir mesleğin haysiyetini temsil eden gazetecilerdi.
***
Gecenin en zarif tarafı ise sahnede dağıtılan ödüllerden çok, ödül kategorilerinin taşıdığı isimlerdi.
Feridun Fazıl Özsoy, Kemal Alyanak, Temel Aydın, Cemal Çelebi, Tevfik Akan ve diğer tüm merhum olan gazeteciler…
Gazetecilik, hafızası kısa bir meslektir. Dünün manşeti ertesi gün ekmek sarmaya yarayan kağıda dönüşür.
Böylesine hızlı tüketilen bir meslekte ustaların isimlerini yeni kuşakların omzuna iliştirmek, büyük bir vefa örneği ve elbette kültürel hafızaya yapılan bilinçli bir yatırımdı.
O gece sahneye çıkanlar ödüllerinin yanı sıra mesleğin hafızasıyla da tokalaştılar.
Fikir sahiplerini içtenlikle kutluyorum.
***
Ağrı'dan Ardahan'a, Bayburt'tan Erzincan'a, Kars'tan Trabzon'a kadar bölgenin cemiyet başkanlarının aynı salonda buluşması da en az ödüller kadar anlamlıydı.
Türkiye'de kurumlar zaman zaman birbirleriyle rekabet etmeyi dayanışmanın önüne koyuyor.
Fakat o gece rekabetin değil aidiyetin gecesiydi.
O salondaki herkes hem kendi şehrini temsil ediyordu hem de aynı mesleğin haysiyetini.
Gecenin en büyük başarılarından biri de buydu.
***
Kuşkusuz, organizasyonları belli başlı birkaç isim ayakta tutar. O gece salonda karınca misali, atom karınca misali çalışan, ter içinde oradan oraya koşuşturan bazı özel isimler vardı. 
Onlar tarihe geçen bu törenin gizli kahramanlarıydı. 
DAGC Başkanı Ayhan Türkez başta olmak üzere, özellikle Nihat Kılıçoğulları, İrfan Tarakçıoğlu, Soner İstanbullu ve Talip Akpunar’ı özellikle tebrik ediyorum. Bir de Sevda İncesu ile Cihat İncesu çiftini…  
Bu sahipleniş, bu koşturma, bu gayret… 
Gerçekten yürekten alkışlıyorum.
Hepsi aylar süren emeğin gecedeki temsilcileriydi.
***
Plaketler zamanla raflarda tozlanır.
Fotoğraflar albümlerin arasında sararır.
Alkışlar diner, salonlar boşalır, kırmızı halılar bir sonraki töreni beklemek üzere toplanır.
Ama gazetecinin mesaisi ertesi sabah yeniden başlar.
Önünde yine bembeyaz bir sayfa vardır.
O sayfa, bazen bir şehrin vicdanı, bazen bir milletin hafızası, bazen de tek başına hakikatin son sığınağıdır.
Gerçek ödül, o sayfayı her gün aynı cesaretle doldurabilmektir.
Gerçek ödül, vicdanın pusulasına göre yazabilmektir.
Gerçek ödül, alkışın bittiği yerde kalemin başlamasıdır.
Erzurum o gece yetmiş başarılı gazeteciyi ödüllendirdi.
Fakat gecenin asıl kazananı tek tek isimler değil, gazetecilik mesleğinin kendisiydi.
Uzun yıllardır örselenen, zaman zaman değersizleştirilen, kimi zaman yalnız bırakılan bir meslek, ülkenin, bölgenin ve şehrin en güçlü iradesi tarafından yeniden ayağa kaldırıldı.
Bu yüzden o gece dağıtılan şey plaket gibi görünse de, gerçekte itibardı, vefaydı, hürmetti.
Ne diyelim… 
Erzurum, kalemi sıcak tutan insanların memleketidir.